MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanığın duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi de gözetilerek CMUK'un 318.maddesi uyarınca reddine,yine sanığın, önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması nedeniyle 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231.maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
1-Sanık hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları bakımından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; ... plakalı ... ait aracın 29.10.2005'de çalındığı, şikayetçi ...'e ait ... sayılı plakalara sahte oluşturulmuş mühür basılmak suretiyle sahte olarak düzenlenerek bu araca takıldığı, aracı ruhsatı taklit edilerek sahte olarak düzenlenen motorlu araç trafik belgesi ile sanık adına sahte vekâletname düzenlendiği, bu vekaletname ile aracın sanık tarafından şikayetçi ...'e noterden satışının yapıldığı gerçekleşen eylemlerin dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, noterlik bir kamu kurumu değilse de, dolandırıcılık suçunun işlenmesinde bir kamu kurumu olan Trafik Tescil Büro Amirliğinin maddi varlığı olan trafik tescil belgesinin kullanılması karşısında eylemin 5237 sayılı TCK'nın 158/1-d maddesinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu anlaşılmakla tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında mühürde sahtecilik suçu bakımından kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.10.2011 gün ve 8-115/197 sayılı kararında araç plakalarının resmi belge olarak kabul edilmesi gerektiği kabul edilmiş ve bu belgelerinde farklı zamanlarda düzenlendiğine dair bir bulgunun bulunmadığı tüm dosya kapsamıyla anlaşıldığından ayrıca mühürde sahtecilik suçundan hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/07/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.