(5237 S. K. m. 157)
Dava ve Karar: Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın ilk eşi N
K
'nun16/09/1997 tarihinde vefat etmesinden sonra kendisine 01/10/1997 tarihinden itibaren dul aylığı bağlandığı, bu arada 17/06/2000 yılında başka birisiyle resmi olarak evlendiği halde, bu evliliği ilgili kuruma bildirmeyerek 30/04/2006 tarihine kadar dul maaşı almaya devam ettiği, böylece kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, mahkemenin suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle verdiği beraat kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın, hazır bulunduğu 24/05/2007 tarihli oturumda katılma talebine karşı itirazda bulunmadığı ve esasa ilişkin beyanda bulunmuş olması karşısında, sonuca etkili olmayan bu eksiklik nedeniyle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sonuç: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 16.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy