MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık ve müdafiinin hazır bulunduğu oturumda katılma talebine karşı itirazda bulunmadığı gibi esasa ilişkin beyanda da bulundukları görülmekle, sonuca etkili olmadığından, sanığa ve müdafiine diyecekleri sorulmadan katılma kararı verilmek suretiyle CMK'nın 238/3 maddesine muhalefet edilmesi nedeniyle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiş, suç tarihinin 15.05.2006 olması karşısında karar başlığında düzeltmenin mahallinde mahkemesince yapılabileceği kabul edilmiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; ... takipçiliği yapan sanığın, eski hizmetlerini saydırarak emekli olmak isteyen katılana 1975 yılından itibaren sigorta kaydının olduğunu söyleyip 6 ay içinde emekli yapacağını vaad ederek 1000 € karşılığı anlaştıkları, katılandan 500 € peşin para ve vekaletname aldığı, sonrasında 1950 TL ve 1900 $ para aldığı, müştekinin işlemlerin sürdüğü yolunda oyaladığı, farklı zamanlarda bankadan havale ettirerek katılandan 350 $ ve 2600 $ daha aldığı, alınan paraları kuruma yatırmadığı gibi, sonradan doldurulup kuruma verileceğini söyleyerek katılana imzalattığı belgelerden birini ibraname olarak tanzim ettiği, katılanın kuruma başvurması üzerine durumun anlaşıldığı olayda; dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 03/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.