MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;Katılanın üvey teyzesinin kocası olan sanık ... ile onunla aynı köyde oturan sanık ...'nin, eşinden fiilen ayrı yaşamakta olduğunu ve bekar yaşamak istemediğini bildikleri katılana, birlikte yaşayabilecekleri bir kadın bulabileceklerini söylemeleri, soruşturma evrakı tefrik edilen "Şelale" kod adlı bayanla onu tanıştırıp katılandan bu aracılıklarına karşılık belli miktar para almaları, katılanın bir arada yaşamaya başladığı kadına bir kısım ziynet-giysi satın alarak vermesi sonrası kadını aldığı bu eşyalarla birlikte baştan beri icra olunan senaryoya son verecek bir şekilde ortadan kaybolması şeklinde gerçekleşen somut olayda; birlikte hareket eden sanıkların eylemlerinin "dolandırıcılık" suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında sanık ... açısından aşağıda belirtilen bozma sebebi dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
I)"Dolandırıcılık" suçundan sanık ... hakkında verilen "mahkumiyet" hükmüne yönelen sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın daha önce kasıtlı suçlardan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK'nun 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı "kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma" nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan duruşmaya toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre sanık müdafiinin eksik soruşturma-inceleme yapıldığına, delil takdirinde hata olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına yönelen temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün ONANMASINA
II)"Dolandırıcılık" suçundan sanık ... hakkında kurulan "mahkumiyet" hükmüne yönelen sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince,
Yapılan yargılama, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafinin eksik soruşturma-inceleme yapıldığına, delil takdirinde hata olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına yönelen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükümden önce, 08/02/2008 tarihli Resmi Gazete'de yayamlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre "hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı" hususunun tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.