MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılığa teşebbüs
...
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli kararın başlık bölümünde, suç yeri ve suçun işlendiği zaman dilimi gösterilmeyerek, 5271 sayılı CMK'nın 232/2-c maddesine aykırı davranılmış ise de bu hususun mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, yolda yürüyen ve daha önce tanımadığı mağdur ...'in arkasından seslenerek, " yere bir şey düştü, yerde bir şey var " diyerek seslendiği, sanığın bu arada, içinde sahte bilezik olan bir mendili yere attığı, mağdurun çok fazla ilgilenmemesi nedeniyle, bu kez sanığın ilerde yürüyen mağdur
...'ın omuzuna çarptığı, diğer mağdurun bu durumu seyretmeye başladığı, bu çarpmadan sonra, sanığın yere tekrar mendili attığı ve mağdura, yere düşen mendilin kendisinin olup olmadığını sorduğu, bu kez yere eğilen sanığın, daha sonra sahte olduğu anlaşılan mendili açarak, mağdura, gidip bozdurma teklifinde bulunduğu, bu sırada olay yerine polislerin geldiği, sanığın bu şekilde hileli hareketlerle haksız menfaat temin etmeye çalışmasına rağmen engel nedenlerle neticenin gerçekleşmediği, böylece sanığın iki ayrı mağdura karşı dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda, suçların işlendiği gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 53. madde 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından, 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, "53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" denilmek suretiyle hükümlerin ayrı ayrı DÜZELTİLEREK ONANMASINA,01/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy