MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma
...
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, katılan ... şirketine ait LPG'yi yurt dışına götürmek üzere teslim aldığı, ancak 17/07/2006 günü Habur Gümrük sahasını izinsiz olarak terk ettiği ve yükünü Irak'ta boşalttığı, aracın Türkiye'ye girişine müteakip polis ve tescil işlemleri yapıldıktan sonra kantara sevk edildiği, Habur Gümrük Müdürlüğü'nün 20/07/2006 gün ve 700/40 sayılı kantar fişine göre aracın boş ağırlığının 20.450 kg geldiğinin tespit edildiği, buna göre aracın ilk çıkış gümrüğündeki boş olarak tartımının 19.340 kg, son Türkiye'ye giriş kantar fişine göre de 20.450 kg olduğu, araçta 1110 kg yük eksikliği olduğunun tespit edildiği, böylece sanığın hizmet ilişkisi gereği kendisine tevdi edilen LPG'yi eksiltip mal edindiği olayda, mahkemenin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 11.4.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
Karşı Oy;
Yargılama konusu olay, Irak ülkesine götürülmek üzere katılan şirket tarafından, sanığa ait tankere LPG yüklendiği, yükün tesliminden sonra gümrük kapısından Türkiye’ye giriş yapan tanker tartıldığında, boş ağırlığının yüklemeden önceki tartımdan 1100 kg. fazla geldiği, bu şekilde sanığın o miktarda LPG’yi mal edinerek hizmet nedeniyle güveni kötüye kullandığı iddiasından ibarettir.
Yapılan yargılama sonucunda; sanığın tankerden 1100 kg ağırlığındaki yükü boşaltıp, yerine ağırlık eklemek suretiyle brüt ağırlığı eşitleyerek teslim ettiği kabul edilmiş ve sanığın, TCK’nin 155/2, 62/1, 52/2 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen 15. Ceza Dairesi suçun sübutuna yönelik kabulde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle ve oy çokluğu ile onama kararı vermiştir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf sadece sübuta yönelik olup, çoğunluk görüşü olarak tecelli eden onama kararına şu gerekçeyle katılmamaktayım:
Mahkemece yeterli deliller tam olarak toplanmadan isabetsiz karar verilmiştir. Sanığın yükü aldıktan sonra bir kısmını boşaltarak yerine ağırlık ilave ettiği şeklindeki isnatlar, tahmin ve faraziyeye dayalı olup kanıtlanmamıştır. Tankerin ikinci tartımında ortaya çıkan 1100 kg fazlalığın neden kaynaklandığının belirlenebilmesi için, tartımlar sırasındaki tankerin fiziki özelliklerinin karşılaştırılması gerekmektedir. Bu şekilde mukayese yapıldığı halde farkın nedeni belirlenememiştir. Zaten söz konusu edilen rakamın büyüklüğü dikkate alındığında, tankere yapılan 1100 kg ilave ağırlığın tankerin neresinde olduğunun görülememesi mümkün değildir. O zaman, bu farkın başka bir sebepten kaynaklanabileceği düşüncesi de akla gelebilir. “Önceki veya sonraki kantarlardan bir tanesinin bozuk olabileceği, yükleme sırasındaki tartımda da birileri tarafından hile kullanılabileceği, bu şekildeki hilelerle sanıktan başka birilerinin de menfaat elde edebileceği” gerçeği nazara alındığında, diğer hususların da araştırılması zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bütün bu araştırmalardan sonra sanığın mahkûmiyeti için sağlam deliller bulunamadığı takdirde “Şüpheden sanık yararlanır.” şeklindeki genel hukuk ilkesi gereğince, şüpheye dayalı mahkûmiyet hükmü verilmesi mümkün değildir.
Tekrar etmek gerekirse, somut olayda tankerdeki yükün boşaltılmasından sonraki tartımda boş ağırlık önceki tartımdan 1100 kg fazla çıkmıştır. Bu fazlalığın nereden kaynaklandığı somut ve net olarak tespit edilmemiş, sadece “sanığın boşalttığı yük kadar ilave ağırlık eklemiş olabileceği” şeklinde tahminde bulunulmuştur. Oysa tek akla gelen ihtimal bu olmamalıdır. Yükleme mahallinde ağırlığın düşük gösterilerek eksik yükleme yapılması da imkân dâhilindedir. Farlı olasılıklar da düşünülebilir. Ancak burada vurgulanmak istenen husus olaydaki ihtimal sayısı değil, şu ya da bu ihtimale dayanarak mahkûmiyet kararı vermenin mümkün olmadığıdır.
O halde; şüpheyi yeterli görmeksizin tankerin boş ağırlığındaki fazlalığın neden kaynaklandığının somut olarak belirlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayini, aksi durumda şüpheden sanık yararlanacağından beraat kararı verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; sanık hakkındaki mahkûmiyet kararının bozulması yerine, onanmasına dair çoğunluk görüşüne karşıyım.
...
15. Ceza Dairesi Üyesi