MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, katılan ...'ün işlettiği ... Mobilya isimli ... yerine giderek kendisini ... olarak tanıttığı ve 4.880 TL değerinde mobilya ve halı siparişi verdiği, katılana iki adet cep telefonu ve bir sabit telefon numarası bıraktığı, siparişlerin hazır olması üzerine katılanın sanığı aradığı ve siparişlerini alabileceğini söylediği, sanığın mobilyalar ve halılar karşılığında katılanın talebi üzerine birisi 1.800 TL değerinde, diğeri de 3.080 TL değerinde iki adet senedi ... adına imzalayarak katılana verdiği, katılanın borcun süresinde ödenmemesi üzerine, sipariş formundaki telefon numaralarından yaptığı araştırmada sanığın gerçek isminin ... Görgülü
olduğunu öğrendiği iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda; sanığın savunmalarında, kendisini ... olarak tanıtmadığını, mobilyalar karşılığında kendisine verilen senedi sadece imzaladığını, isim yazmadığını, söz konusu alışverişi katılanın kardeşi ... ile yaptığını beyan etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, soruşturma aşamasında ifadesine başvurulan tanık ...'nin mahkeme huzurunda tekrar dinlenilmesinden ve sanığın mukayeseye elverişli yazı ve imzaları ile senet üzerindeki yazı ve imzalar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.04.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.