Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık ...'nun, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun'un 16/1. (iki kez) maddesi uyarınca 15.000 (iki kez) Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Kayseri 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 28/07/2010 tarihli ve 2009/492 esas, 2010/724 sayılı kararını müteakip, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca anılan kararın kesinleşip kesinleşmediği hususunda tereddüt hasıl olduğundan bahisle vukubulan talep üzerine mahkeme kararının kesinleştiğinden hükmün yerine getirilmesine devam edilmesine ilişkin, aynı Mahkemenin 24/11/2010 tarihli ve 2009/492 esas, 2010/724 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/12/2010 tarihli ve 2010/1602 müteferrik sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 15/02/2011 gün ve 2010/1671/9203 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.04.2011 gün ve 2011/110016 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilamı ile Yargıtay 8.Ceza Dairesinin 13.07.2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2.maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, katılan vekilinin yüzüne karşı sanığın yokluğunda verilen kararda başvuru mercii ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususları gösterilmediği gibi kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli, süresinin başlangıcı ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği cihetle, Kayseri 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 28.07.2010 tarihli kararının kesinleşmemesi sebebiyle infaz için gönderilen kararın kesinleşip kesinleşmediği hususuna yönelik Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine verilen aynı Mahkemenin 24.11.2010 tarihli ek kararına yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Ayrıntaları Y.C.G.K'nun 05.10.2010 tarih ve 2-169 esas, 188 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; usulüne uygun olarak sanığa tebliğini müteakip süresinde temyiz edilmeyerek kesinleşen Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.07.2010 tarih ve 2009/492 esas 2010/724 sayılı kararında kanun yolu mercinin gösterilmemiş olmasının temyiz süresinin işlemesine engel olmadığı, ayrıca hükümde başvurulacak yasa yolu süresi açıkça belirtildikten sonra "temyiz yolu açık olmak üzere" denilmek suretiyle temyizen inceleme merciinin Yargıtay olduğunda kuşku bulunmaması ile kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşmesi hususunun yargılama faaliyetinin doğal sonucu olması nedeniyle kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.