Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık ...'ın, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52/2. maddeleri gereğince 2.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair ... Asliye Ceza Mahkemesinin 28/10/2010 tarihli ve 2009/1118 esas, 2010/572 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 17/04/2011 gün ve 2011/4333/19851 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2011 gün ve 2011/184202 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre,
1)20/12/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 9. maddesi ile 3167 sayılı Kanun'un yürürlükten kaldırılmış bulunması ve 5941 sayılı Kanun'da, 3167 sayılı Kanun'un aksine sanık gelmese bile duruşma yapılabileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemesi karşısında, sanığın savunması alınmadan hüküm kurulamayacağı gözetilmeden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 195. maddesi uyarınca sanığa meşruhatlı davetiye tebliğ edilerek yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasında,
2)3167 sayılı Kanun'da tedbir olarak sadece "çek hesabı açtırma yasağı", 5941 sayılı Kanun'da ise "çek düzenleme ve çek hesabı açtırma yasağı" öngörüldüğü cihetle, 3167 sayılı Kanun'un daha lehe olduğunun gözetilmemesinde,
3)Sanığın çek düzenlemek ve çek hesabı açmaktan süresiz olarak yasaklanmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Hükümden sonra 03.02.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6273 sayılı “ Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile 5941 sayılı “Çek Kanunu” değiştirilerek, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olup; kanun yararına bozma yolunun, hâkim ya da mahkemeler tarafından verilip, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlerdeki, verildikleri tarihte yürürlükte bulunan hukuk kurallarına aykırılıkların giderilmesi için başvurulan olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri uyarınca, hükümlünün hukuksal durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinin mahallinde yapılarak, bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki (1) numaralı düşünce yerinde görüldüğünden ... Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 28.10.2010 gün ve 2009/1118 esas, 2010/572 sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre ihbarnamenin (2 ve 3) numaralı bentlerindeki istemin incelenmesine yer olmadığına, müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy