MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık ...'un yokluğunda, kendisine zorunlu müdafii atanmış, sanık müdafii ile aynı oturumda bulunmadığı gibi müdafii atandığından da bilgisinin olmadığı , Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/06/2009 gün ve 2009/11-104-183 sayılı kararında da açıklandığı üzere, kendisine zorunlu müdafii atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda zorunlu müdafiiye yapılmış bulunan tefhim ve tebliğ kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı anlaşılmakla, geçersiz bu tefhimle sanık açısından temyiz süresi de başlamayacağından, sanık ...'un 04/02/2009 tarihli temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan temyiz incelenmesinde;
Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezasının miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu 765 sayılı TCK’un 102/4. maddesine göre hesaplanan beş yıllık asli dava zamanaşımının; mahkumiyet kararının verildiği 08.11.2005 ile inceleme tarihi arasında gerçekleştiği anlaşılmakla; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’ un 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 20.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.