MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılanların maliki oldukları...sayılı ... yerinin 20/11/2005 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile sanığın yetkilisi olduğu ... Gıda Limited Şirket'ine kiralanmış olduğu, dosyada mevcut belgelere göre sanığın da aynı ... yerini 30/08/2007 tarihli alt kira sözleşmesi ile ... isimli kişiye kiraladığı, katılanla sanık arasındaki ilk kira sözleşmesine göre ... yeri teslim edilirken iki adet kombinin de kiracıya teslim edilmiş olmasına rağmen, sanığın uzun süre kira bedellerini ödememesi üzerine alacaklı katılan vekilince yapılan icra takibi sonunda ... 4. İcra Müdürlüğünün 2006/9061 sayılı dosyasında 02/04/2007 tarihinde haciz işlemini yapıldığı, ancak sözleşmede belirtilen iki adet kombinin yerinde olmadığının görüldüğü, böylece sanığın ticaret ilişkisi nedeniyle kendisine teslim edilen kombileri katılana teslim etmeyerek devir ve zilyetlik amacı dışında inkar ettiği, böylece hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, taraflar arasında yapılan kira sözleşmesi ile kurulan hizmet ilişkisi çerçevesinde kombilerin sanığa tevdi ve teslim edildiği, Borçlar Kanunu'nun 322/1 maddesinde, “kiracı, kiraya verene zarar verecek bir değişikliğe yol açmamak koşuluyla, kiralananı tamamen veya kısmen başkasına kiraya verebileceği gibi, kullanım hakkını da başkasına devredebilir.” hükmüne yer vermesine rağmen aynı maddenin ikinci fıkrasında “kiracı, konut ve çatılı işyeri kiralarında,
kiraya verenin yazılı rızası olmadıkça, kiralananı başkasına kiralayamayacağı gibi, kullanım hakkını da devredemez.” hükmüne yer verildiği, somut olayda ise, kiralanan yerin işyeri olması ve katılanın da, bu yerin alt kiraya verilebileceğine dair yazılı bir rızasının bulunmaması ve sanıkla katılan arasında yapılan 20/11/2005 tarihli kira sözleşmesinin 2. maddesine göre, bu şekildeki bir kiralama halinde söz konusu zararlardan kiralayanın sorumlu olduğunun belirtilmesi karşısında, sanığın alt kiraya vermesinin hukuka aykırı olduğu, bu çerçevede, söz konusu eşyanın kaybolması veya başkası tarafından götürülmesinden de sorumlu olduğu dikkate alınarak, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçunun sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamış ve tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılanlar vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla "6 gün", "5 gün" ve "100 TL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 gün"', "4 gün", "80 TL" adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy