MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen 27.07.2010 tarihli kararın, sanığın talimatla alınan 04.03.2010 günlü savunmasında beyan ettiği ikamet adresine tebliğ için gönderildiği, adreste belirtilen kapı numarası bulunmadığından tebligatın yapılamadığı, bu adrese Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca tebligat yapıldığı, sanığın karar tarihinde başka suçtan ... E-Tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunduğu, düşüncesiyle bu cezaevi ile görüşüldüğünde tahliye olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle mernis adresine tebligat yapıldığı adresten taşındığının bildirilmesi üzerine bu adrese tebligat kanununun 35.maddesine göre tebligat yapıldığı anlaşılmış ise de, mernis adresine yapılan tebligatın Tebligat Kanununun 35/2. fıkrasındaki değişiklikten önce yapıldığı,gıyapta verilen hükmün 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca sanığa tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de, anılan maddenin uygulanabilmesi için gerekli ön koşul olan kendisine veya adresine aynı kanunun gösterdiği usullere göre daha önce yapılmış bir tebliğ işleminin bulunması veya tebliğ yapılmamış ise söz konusu Kanunun 35. maddesinin son fıkrasında gösterilen istisnai durumlardan birinin oluşmasının gerekli olması karşısında; gerekçeli kararın tebliği için sanığın bilinen son adresine 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi dışındaki maddeleri uyarınca çıkartılmış tebligat bulunmaması sebebiyle anılan kanun maddesi uyarınca doğrudan yapılan tebligatın geçerli sayılamayacağı Tebligat Tüzüğünün 55/2. maddesi yollamasıyla aynı Tüzüğün 28. maddesinde adres araştırmasına yönelik olmak üzere belirtilen şekil şartları yerine getirilmeden yapılan tebligatın da geçerli sayılamayacağı cihetle temyizin süresinde olduğunun anlaşılması karşısında usul ve yasaya aykırı bulunan 04.04.2011 gün ve 2009/219 esas, 2010/219 karar sayılı temyiz isteminin reddi kararı kaldırılarak yapılan incelemede gereği görüşüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
Y A R G I T A Y İ L A M I
Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hükmolunan adli para cezasının tayininde TCK.nun 158/1-f ve 1.fıkra son cümle ile uygulama yapılırken aynı yasanın 61. maddesi gözetilerek, TCK.nun 52. madde hükmü uyarınca asgari olarak elde edilen haksız menfaatin 2 katından az olmamak üzere gün olarak belirlenip, artırım ve indirimlerin bulunan gün üzerinden yapıldıktan sonra bir tam gün karşılığı 20-100 TL olmak üzere sonuç gün ile çarpılmak suretiyle belirlenmesi gerekirken, temel adli para cezası miktarının doğrudan menfaatin iki katı olarak belirlenmesi ve sonuç olarak elde edilen menfaatin iki katından az adli para cezasına hükmedilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 16.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.