MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında, suç tarihi olarak, sanığın katılan aleyhine dava açtığı tarih olan 16/08/2005 yerine 2005 yılı yazılmış ise de, bu yanlışlığın mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmekle yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın, hazine adına tescilli olan ve kendisinin işgal ettiği taşınmaz üzerine yaptığı dükkanlardan birini katılana kiraya verdiği, katılanın, uzun yıllar kira bedelini sanığa verdikten sonra 2003 yılında, Defterdarlık'tan kendisine ecrimisil ödenmesi için ihbarname geldiği, bu şekilde taşınmazın gerçekte hazineye ait olduğunu öğrendikten sonra da, hazineye ecrimisil ödemeye başladığı ve sanığa bu aşamadan sonra kira bedeli ödemediği, sanığın da 2005 yılında katılan aleyhine kira alacağı ve tahliye davası açtığı, yapılan yargılama sonunda sanığın davasının kabul edilerek katılanın tahliyesine ve kira alacağının sanığa ödenmesine karar verildiği, bu arada katılanın, hem geriye yönelik kira alacağını sanığa ödediği hem de, hazineye ecrimisil ödediği, bu şekilde sanığın, kendisini malik gibi göstererek katılandan kira alacağı almak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanıkla hazine arasında devam eden bir hukuk davasının bulunduğu, hazine adına tescil edilen taşınmaz üzerine sanığın daha önceden bina yaptığı, bu binadaki dükkanları da kiraya verdiği, kira bedelini ödemeyen katılana karşı açtığı davayı da kazandığı, katılanın fiilen dükkanı kullanarak karşılığında kira bedeli vermesi nedeniyle bir zararının bulunmadığı, sanığın işgalci olup olmaması ve kira alacağını hak edip etmemesi hususlarının katılan, sanık ve hazine arasında hukuki ihtilaf mahiyetinde hususlar olduğu, sanığın, katılan aleyhine dava açması eyleminin hile olarak kabul edilemeyeceği, ortada hile teşkil edecek başka bir eylemin de bulunmadığı, bu nedenle dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan ve vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 03/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy