MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık ... yönünden kamu davasına katılma istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeyen şikayetçi kurum vekilinin 5271 sayılı CMK’nın 260/1. maddesine göre, sanık ... hakkında kurulan hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek ve CMK’nın 237 ve devamı maddelerince kamu davasına katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıklar ..., ... ve ...'ın Manisa Türk Telekominikasyon A.Ş ye müracaatları üzerine ... Mah. .. sk. No: .../B ... adresine her bir sanığın abone olarak gösterildiği 3 ayrı telefon hattı tesis edildiğini, ancak uydu üzerinde hizmet veren sohbet hatları aramak sureti ile fahiş borç tahakkukuna sebep olduktan sonra borçlarını ödemediklerini, telefon hatlarının tesisi aşamasında farkına varılmayan sanıkların belirttiği aynı ve tek adresin sanık ...’in işlettiği Tekel büfesine ait adres olduğunun anlaşıldığını, sanıkların bu şekilde katılan kurumu dolandırdıkları iddia edilmiş ise de; sanıklar alınan savunmalarında dolandırıcılık suçlamasını kabul etmedikleri,katılan .... ile sanıklar arasındaki abonelik statüsünden kaynaklanan ihtilafın alacak borç ilişkisini içeren hukuki mahiyette bir ihtilaf olduğu, sanıklarca belirlenen adrese telefon hattı tesis edilerek abonelik veren katılan kurumun şirket olup basiretli davranmak zorunda olduğu, sanıklarla sözleşme yapılması sırasında verdikleri adrese telefon hattı bağlamak için bizzat görevlilerinin işlem yaptığı sırada kontrol etmesi gerekirken bu tedbirleri almadıklarından, şirkete karşı tüm sanıkların aynı adresi vermesinin üzerlerine yüklenen dolandırıcılık suçunun unsuru olan hile kapsamında düşünülemeyeceği, bu nedenlerle unsurları oluşmayan atılı suçtan sanıkların beraatlerine yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına gore,katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 14.01.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy