MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında tayin olunan cezaların nevi ve miktarı itibariyle sanıklar müdafiilerinin duruşma isteminin 1412 sayılı CMUK'nın 318. maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanıklardan ...'in katılanın yetkilisi olduğu şirketin muhasebe görevlisi, diğer sanık ...'ın ise aynı şirkette pazarlama görevlisi olduğu, sanık ...'ın müşterilerden ürün karşılığı aldığı çekleri şirkete teslim etmeyip bir kısmının arkasına kendi ismini yazıp ciro etmek suretiyle tahsil ettiği, ayrıca tahsil edilen 34 adet çekin ise arkasına şirketin kaşesinin basılıp katılanın imzasının taklit edilerek kullanıldığı, sanık ...'in durumun anlaşılmaması için bilgisayar kayıtlarında şifreli bir dosyada mükerrir muhasebe kaydı tuttuğunun iddia edildiği somut olayda; şirket adına çek tahsil etme yetkisinin katılan ...'a ait olmasına rağmen sanık ...'ın bahsi geçen çekler üzerinde sahtecilik yaparak para tahsil ettiğinin iddia edilmesi karşısında eylemin temas ettiği, 5237 sayılı TCK’nun 158/1-f maddesinde düzenlenen “banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle” nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde, hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıkların ceza miktarı itibariyle kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 14.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.