ÖZET: SANIĞIN YOKLUĞUNDA VERİLEN KARARIN DOSYADA BİLDİRDİĞİ ADRESİNE YAPILAN TEBLİGATIN İADESİ ÜZERİNE, ADRESE DAYALI NÜFUS KAYIT SİSTEMİNDEKİ YERLEŞİM YERİ ADRESİNİN TEBLİGAT YAPILDIĞI TARİHTE BİLİNEN SON ADRESTEN FARKLI BİR ADRES OLDUĞU GÖZARDI EDİLEREK TEBLİGATIN BU ADRESE ÇIKARTILMASI YERİNE DOSYADA MEVCUT BİLİNEN SON ADRESİNE AYNI KANUN’UN 35. MADDESİNE GÖRE YAPILAN TEBLİGATIN GEÇERSİZ OLDUĞU GÖZETİLMELİDİR.
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine 11.01.2011 tarih ve 6099 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile eklenen “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmüne göre sanığın yokluğunda verilen kararın dosyada bildirdiği adresine yapılan tebligatın tebliğ edilememesi üzerine, sanığın yerleşim yeri adresinin tebligat yapıldığı tarihte bilinen son adresten farklı bir adres olduğu anlaşıldığından tebligatın bu adrese çıkartılması yerine dosyada mevcut bilinen son adresine aynı Kanun’un 35. maddesine göre yapılan tebligatın geçersiz olduğu, bu nedenle hükümden sonra atanan sanık müdafiinin 14.07.2011 tarihli temyizinin öğrenme üzerine ve süresinde kabul edilerek yapılan temyiz incelemesinde;
14.04.2004 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün (BOZULMASINA); ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 16.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy