MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca bina inşa eden ve müteahhitlik yapan sanığın binanın son katını katılana satıp parasının bir kısmını aldığı, belediyenin son kata izin vermemesi üzerine binanın zemin katındaki iki daireyi tamamlayıp katılana teslim etmeyi teklif ettiği, katılanın teklifi kabul ettiği ancak sanığın bu daireleri de tamamlamadığı, katılanın kendi imkanları ile tamamladığı daireye yerleşmesinin ardından yapı denetim firmasınca katılana dairenin mesken olarak değil dükkan olarak kayıtlı olduğunun, bu şekilde kullanamayacağının söylendiği, sanığın böylelikle katılanı aldatıp menfaat temin ettiği iddia olunan olayda, anılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi hükümlerinde son katın belediyenin izin vermesi halinde çatı piyesli olarak inşa edileceğinin belirtildiği, belediyece izin verilmemesi nedeniyle sanığın edimini yerine getiremediği, sonradan sanığın bu kez
binanın zemin katını katılana teklif ettiği ve katılanın bunu kabul ettiği, her ne kadar katılan bu katın dükkan olduğunu bilmeden girip yerleştiğini belirtse de sanık katılanın bu durumu bildiğini savunduğu, bu hususun aksine delil bulunmadığı, sanığın katılan ile 55.000 TL üzerinden anlaşıp katılandan 38.000 TL tahsil ettikten sonra belediyeden izin çıkmaması üzerine kalan kısmı katılandan talep etmediği hususu da dikkate alındığında, sanığın katılanı aldatma düşüncesi ile hareket etmediği gözetilerek, unsurları itibarı oluşmayan suçtan sanığın beraatına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 22.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy