MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, beyaz eşya ticareti ile uğraşan katılan ...’ın işyerine gelerek toplamda 4.300 TL bedelli bir adet buzdolabı, bir adet çamaşır makinesi, bir adet fırın ve bir adet de televizyon satın almak istediğini ancak eşya bedelinin Killik kasabasında bulunan evine teslim edildiğinde annesi tarafından verileceğini söylediği, katılanın bu talebi kabul ettiği ve eşyaları araca yükleyerek sanığın evine getirdiği, eşyaları sanığın evinin önüne indirdiği, katılanın satılan eşyaların bedelini istediği, ancak sanığın "para ...'deki kardeşimde annem parayı ona vermiş, beraber gidip alalım" demesi üzerine birlikte aynı araçla ...'e gittikleri, sanığın burada telefonla aramalar yaptığı, sonrasında abisinden para bulamadığını söylediği, daha sonra abisinin ... Kasabasına gittiğini belirterek tekrar kasabaya dönme teklifi üzerine, birlikte kasabaya döndükleri, sanığın burada bir alacağı olduğunu söyleyerek o şahıstan para temin ederek geleceğini söyleyip katılanın yanından ayrıldığı, katılanın beklemesine rağmen sanığın geri dönmediği, bunun üzerine katılanın sanığın evine gittiği ve sanığın eşi tanık ...'i yanına çağırarak sattığı eşyaların nerede olduğunu ve sanık ile görüşmek istediğini söylediği, tanık ...'in sanık ile telefon görüşmesi yaptığı ve telefon görüşmesinden sonra katılana eşinin kahvehanede beklediğini söyleyerek katılanı kasabadaki bir kahvehaneye yönlendirdiği, ancak katılanın bu kahvehaneye gittiği halde sanığın buraya da gelmediği, ayrıca sanığın daha önce de yine aynı şekilde müşteki ...’dan da beyaz eşyalar aldığı, ancak bunların da parasını ödemediği, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçları işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçların, sanık tarafından işlendiği sabit olmakla, bu gerekçeye dayanan mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
2-Sanık hakkında belirlenen temel gün adli para cezasının, para cezasına çevrilmesi ve hükmolunan adli para cezasının taksitlendirilmesi sırasında uygulanan yasa maddelerinin gösterilmemesi suretiyle, CMK’nın 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
3-5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkralarından adli para cezalarına ilişkin sırasıyla “30 gün”, ”25 gün” ve “500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün“, “4 gün”, ve “80 TL“ adli para cezası ibarelerinin eklenmesi yine hüküm fıkralarının ilgili kısımlarına "5237 sayılı TCK'nın 52/2 ve 52/4. maddesi gereğince" ve hüküm fıkralarından, 5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, "5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" denilmek suretiyle hükümlerin denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy