MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ...'in yaşlı ve dul olduğunu bildiği müşteki ...'ın yanına gelerek müştekiye kendisini isterse tanıdığı olan ... isimli bayanla evlendirilebileceğini söylediği, bunun üzerine müştekinin sanık ... aracılığıyla kendisini ... olarak tanıtan sanık ... ile tanıştığı, konuşup anlaşarak aynı gün evlenmeye karar verdikleri, müştekinin bu karardan sonra köyüne döndüğü, 15 gün sonra müşteki ve sanık ...'nın telefon ile görüşerek eski garajın orada buluşmaya karar verdikleri, kararlaştırılan yerde buluşarak sanık ...'nın damadı olan sanık ...'ın evine gittikleri, evde sanık ...'nın kızı olan sanık ...'in de bulunduğu, birlikte kahvaltı yaptıktan sonra sanık ... ve müştekinin dışarı çıktıkları, bu sırada sanık ...'nın müştekiye "kızımın ve damadımın senin benimle evleneceğine inanmaları için altın alıp bana takman lazım" diyerek el yazısı ile üzerinde 30 gr Adana burgusu, bir tane büyük altın, bir tane de taşlı yüzük yazılı kağıdı müştekiye verdiği, aynı gün müştekinin kuyumcuya giderek kağıtta yazanları 3.500 TL karşılığında aldıktan sonra sanık ...'yı aradığı, bir süre sonra bulunduğu yere sanık ...'ın geldiği, birlikte yürüdükleri sırada sanık ...'nın da geldiği, müşteki ve sanıkların bir dükkana girerek müştekinin sanık ...'a gömlek aldığı, burada altınları ve 400 TL'yi sanık ...'ya verdiği, daha sonra sanık ...'ın hasta olduğunu söylemesi üzerine hastaneye gittikleri, sanık ...'nın kayıt yaptıracağını söyleyerek içeri girdiği, sanık ...'ın da sanık ...'ya bakacağını söyleyerek müştekinin yanından ayrıldıktan sonra sanıkların ortadan kayboldukları, bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun iddia edildiği olayda;
1-Sanık ... hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik incelemede,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar ... hakkında kurulan beraat hükmü ile sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
a-Sanık ...'nın müştekinin kendisini arayarak istediği altınları aldığını söylemesi üzerine müştekiye bir adres vererek oraya gelmesini istediği, telefonu kapattıktan sonra sanık ...'ı arayarak müştekinin geleceği adrese gitmesini ve müştekiyi alarak hastanenin yanına getirmesini istediği, müştekinin kararlaştırılan yere gelmesi üzerine sanık ...'ın kendisini karşıladığı ve hastanenin oraya götürdüğü, bir süre sonra da yanlarına sanık ...'nın geldiği, birlikte bir dükkana girerek gömlek aldıkları sırada sanık ...'nın müştekiden altınları aldığı, bunun üzerine sanık ...'ın hastalandığını söylemesi üzerine müştekinin yanından ayrılıp ortadan kaybolduklarının anlaşılması karşısında sanık ...'ın diğer sanık ... ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği gözetilmeden müsnet suçtan mahkumiyeti yerine yasal olmayan gerekçe ile beraatine karar verilmesi,
b-Sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
c-5237 sayılı TCK’nın 51/2. maddesine göre, cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabileceği, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edileceği,koşulun yerine getirilmesi hâlinde, hâkim kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhâl salıverileceği hükmüne yer verildiği, malvarlığına yönelik bazı suçlarda etkin pişmanlığı düzenleyen aynı yasanın 168. maddesinde, failin, azmettirenin veya yardım edenin etkin pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme ya da tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde mağdurun rızası aranmaksızın, kısmî geri verme veya tazmin halinde ise mağdurun rıza göstermesi koşuluyla ve etkin pişmanlığın gerçekleştiği yargılama aşaması dikkate alınarak ceza indirimi öngörüldüğü, öte yandan aynen geri verme veya tazmin tedbiri aynı Kanunun 51. maddesinde bir koşul olarak gösterilmiş ise de, yasal bir indirim nedeninin, bundan yararlanmama iradesini ortaya koyan failin cezasını etkisiz kılacak biçimde aynen tazmin tedbir şartına bağlı tutulması imkanının bulunmadığı, böyle bir uygulamanın, mağdurun zararını soruşturma veya kovuşturma aşamalarında gidermeyen faillere yeni bir olanak tanırken, soruşturma veya kovuşturma aşamalarında zararı ödeyen sanık veya sanıklar aleyhine ve adalete aykırı bir sonuç doğuracağı, maddenin düzenleniş amacınında bu şekilde yorumlanamayacağı gözetilmeyerek etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmayan sanık ... hakkında ertelemenin, sanık aleyhine, mağdurun uğradığı zararın giderilmesi tedbiri şartına tabi tutulması,
3-Sanık ... hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik incelemede;
Sanığın hüküm tarihinden sonra 01.06.2012 tarihinde öldüğünün UYAP'tan temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında, hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 64/1.maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın ve sanık ...'nün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy