MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılanın 24.05.2010 havale tarihli dilekçesiyle, vekilinin verdiği 22.01.2010 havale tarihli dilekçeyle vaki temyiz isteminden vazgeçtiği anlaşılmakla temyiz incelenmesi Cumhuriyet Savcısının temyizine hasren yapılmıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının
kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık ... ile katılan 19.01.2009 tarihinde tanık-galerici ...'ın işyerinde biraraya gelerek; katılanın tescil sahibi olduğu 43 LK 002 plakalı aracını üste 2.500 TL para verip sanık ...'in zilyedliğinde bulunan tescil sahibi diğer sanık ... olan 43 LH 767 plakalı otoyu harici takas ile almasını müteakip; sanık ...'in takasla aldığı araçta 2.000 TL masraf çıktığını ileri sürüp katılandan bu parayı talep etmesi, katılanın da kendi aldığı araçta da masrafın söz konusu olduğunu belirtip ödeme yapmamak istemesi sonrası, sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek düzenleme tarihi 05.01.2009, ödeme tarihi 02.02.2009, miktarı 2.000 TL olan bonoyu muvazaalı düzenleyerek sanık ...'in vekili vasıtasıyla bu senedi Gediz 1.İcra Müdürlüğü'nün 2009/453 Esas sayılı dosyasında takibe koyması ve talep neticesi katılanın elinde bulunan ... plakalı araca ihtiyati haciz-trafikten men kararı koydurtması eylemlerinin "nitelikli dolandırıcılık" suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Bononun muvazaalı olarak düzenlenip icra takibine konu edildiğine dair sanıkların mahkûmiyetlerine yetecek derecede kuşkudan arınmış, kesin delil bulunmadığını, bu haliyle olayın hukuki mahiyet arzettiğini, sanıkların "beraatine" hükmolunması gerektiğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraat hükümlerinin ONANMASINA, 13.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy