MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Tebligat tarihlerinde ceza infaz kurumunda başka suçtan hükümlü olarak bulunan sanığın yokluğunda kurulan hükmün, vasisine tebliğ edilmesine rağmen vasinin hükmü temyiz etmediğinin anlaşıldığı olayda; sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesinin 3. fıkrasına göre, bizzat sanığa yapılmasını icap eden bir tebligat niteliğinde olduğu ve gerekçeli kararın bizzat sanığa tebliğ edilmediği anlaşılmakla; vasiye yapılan tebligatın geçersiz olması nedeniyle, sanığa yapılan tebliğ sonrasında süresinde verilen temyiz dilekçesinin geçerli olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Hırsızlık suçu, bir başkasının taşınır malının, rızası olmaksızın alınması ile oluşur. Rızanın geçerli olabilmesi için bulunması gereken koşulların varlığı hâlinde zilyedin rızası bir hukuka uygunluk nedeni teşkil edecek ve suç oluşmayacaktır. Failin kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla hareket etmesi yeterli olup, bunun fiilen temini şart değildir. Bu yarar, maddi veya manevi olabilir. Almak fiilinden maksat, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesidir. Bu tasarruf olanağı ortadan kaldırılınca suç da tamamlanır.
Sanık ...’ın, önceden tanıdığı şikayetçi ...’e kalacak yeri olmadığını söylemesi üzerine ...’in, evlerinde kalabileceğini belirterek o gece eve götürdüğü, ertesi sabah birlikte evden çıktıkları, bir kahvede çay içtikleri sırada sanığın görüşme yapmak için cep telefonunu istediği, ...’in de kendisine ait ...model ...IMEI numaralı cep telefonunu sim kartı takılı halde verdiği, telefonu alıp görüşme yapmak için kahveden çıkan sanığın oradan hemen uzaklaştığı, geri dönmediğini fark eden ...’in, telefonla sanığı aradığı, ancak sanığın, kendisine işinin çıktığını, akşam eve geleceğini söylediği, daha sonra saat 15.00 sıralarında ...’in evine giderek annesi ...’e “... ağabeyi çarşıda, kendisi gelemedi, bir işi çıktı, cep telefonu arızalanmış senin cep telefonunu istiyor” demesi üzerine ...’in buna inanarak ... marka SGH X model, ... IMEI numaralı cep telefonunu verdiği, akşam saatlerinde eve giden ...’in, annesinin de telefonunun hileyle sanık tarafından alındığını öğrendiği anlaşıldığından, sanığın şikayetçi ...’e yönelik eyleminin hırsızlık, ...’e karşı ise dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın geçmiş hükümlülüklerinden en ağırının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Şikâyetçi ...’in beyanları ile soruşturma aşamasında kolluk tarafından tanzim edilen 16.12.2006 tarihli tutanağın içeriğinden, sanığın şikâyetçi ...’in rızası dışında ele geçirmiş olduğu ...marka cep telefonu cihazını sattığı yeri söyleyip iadesini sağladığı, ayrıca telefonu sattığı ...’dan almış olduğu parayı İhsan’a iade ettiğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinde belirtilen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılmaması,
b)Sanığın geçmiş hükümlülüklerinden en ağırının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy