MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın gümüş yüzük satımıyla uğraşan katılanın iş yerine gelip kendisini Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde çalışan bir doktor olarak takdim ettiği, ayrıca haftanın üç günü Yunan Konsolosluğu'nda doktorluk yaptığını ve konsolosluk görevlilerine göstermek ve beğenirlerse satın alınmak üzere 20 adet doğal taşlı Osmanlı tarzı gümüş yüzük almak istediğini söylediği, evlilik cüzdanını gösterip telefon numarası da vererek katılanın güvenini sağladığı, katılanın istenen miktardaki gümüş yüzüğü verdiği, ancak sanığın bir daha dükkana uğramadığı ve bu şekilde hileli hareketlerle haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
2-Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının seçenek yaptırım olarak adli para cezasına çevrilmesinde uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK 'nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, doğrudan verilen adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla "100 gün", "83 gün" ve "1660 TL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 gün", "4 gün" ve "80 TL" adli para cezası ibaresinin eklenmesi,hapis cezasının seçenek yaptırım olarak adli para cezasına çevrilmesine dair kısma " 5237 sayılı TCK'nın 50/1-a maddesi gereğince" yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy