MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın babasının Ordu ilinde arazileri olduğu, babasının ölümü ile birlikte mirasçılar arasında ihtilaf çıktığı, bu ihtilafı bir türlü çözemedikleri, katılanın kardeşi olan tanık Salime aracılığı ile bu işi halledebileceğini söyleyen sanık ile tanıştığı, katılanın sanığa, babasından kalan taşınmazlar konusunda aralarında ihtilaf olduğu hususunu anlattığı, sanığın da katılana kendisinin tüm kamu kurumlarında tanıdığı olduğunu, bu sorunu onlar aracılığı ile çözebileceğini söyleyip, katılanın üzerinde bir güven telkin ettiği ve bu işi halledebilmesi için kendisine senet ve vekaletname vermesi gerektiğini sanığın bizzat katılana söylediği, katılanın sanığa inanıp, ona bir örneği dosya içerisinde bulunan 30/12/2007 vade tarihli, 150.000 TL bedelli, alacaklısı ..., borçlusu ... olan senedi düzenleyip verdiği, hatta sanık tarafından katılandan senet istenince, katılanın tereddüt ettiğini gören sanığın, "isterseniz alacaklı olarak arkadaşınız ...'ı gösterin" dediği, katılanın da sanığın
bu telkinlerine güvenerek senedi bu şekilde düzenleyip verdiği, bilahare tanık Neriman'ın senedin arkasını cirolayıp sanığa verdiği, katılanın ayrıca sanığa Ünye 1. Noterliği'nce tanzim edilmiş olan 14/01/2008 tarih ve 270 yevmiye no'lu düzenleme şeklinde genel vekaletname verdiği, bu vekaletnamenin de dosya içerisinde olduğu, sanığın katılandan aldığı bu senedi 16/01/2008 tarihinde işleme koyarak, katılan aleyhine Ordu 3. Noterliğinin 766 yevmiye nolu ihtarnamesini keşide ettiği, katılanın bu şekilde kandırıldığını anlayınca; sanıktan senedi geri almak amacıyla araya tanıklar ... ve ...'u soktuğu, bunun üzerine; sanığın, katılandan aldığı senedi 1.500 TL karşılığında iade ettiği, hatta bu aşamada dahi sanığın tanıkların yanında telefonla birilerini arayıp, sanki bir hakimle konuşuyormuş gibi kanı yaratmaya çalıştığı, her ne kadar iddianamede sanığın katılanı 150.000 TL dolandırdığı nedenle cezalandırılması istenilmiş ise de, dava açılmadan önce senedin sanık tarafından mağdura iade edildiği, ancak; bu iadenin tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere 1.500 TL para karşılığında yapıldığı, bu durumda sanığın katılanı 1.500 TL dolandırdığı, haksız menfaat temin ettiği, sanığın belli bir memuru veya belli bir hakimi isimlendirerek onun sıfatından yararlanmadığı, genel tabirler kullandığı, atılı eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 157/1. maddesindeki dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 157/1. maddesi uyarınca temel ceza tayin edilirken, hapis cezasının yanında adli para cezasına hükmedilmemiş olması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 07.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy