MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kamu malına zarar verme, tehdit, hakaret, yaralama
HÜKÜM: Mahkumiyet , şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
14/10/2010 tarihli duruşmadaki son sözünde "aleyhe beyanları kabul etmiyorum "cümlesinin mevfuhum-u muhalifinden, atılı mağdur ...'a karşı "hakaret" ve "yaralama" suçlarına mahsus şikayetten vazgeçme beyanını kabul etmiş sayılan sanığın, 14/10/2010 havale tarihli temyiz süre tutum dilekçesi başlığında anılan suçların da adını yazmış olması ve genel olarak "kararı temyiz ediyorum" şeklindeki anlatımından, hakkında verilen "düşme" kararlarını da temyiz ettiği sonucu çıkarılamayacağından, bu hususta açık temyiz iradesi bulunmadığından, tebliğnamenin 1. paragrafındaki "temyizin tüm kararlara yönelik olduğu" düşüncesine iştirak olunmamış, temyiz iradesinin sadece "mahkumiyet" kararlarına yönelik olduğu kabul edilerek inceleme yapılmış, dosya kapsamından sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu hatta mahkemece TCK'nun 58. maddesinin tatbik edildiği anlaşılmakla, sanık hakkında CMK'nun 231. maddesinin zaten uygulanma imkanı bulunmadığı, mahkemenin bu durumu gerekçesinde tartışmamış olmasının bir eksiklik olarak görülemeyeceği tespit olunmuştur.
Tehdit,bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına,vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir.
Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir.Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde
korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez.Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur.Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur.Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder.Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır.Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır.Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda; sanığın mağdur ...'ı "ananı babanı vururuz" şeklinde tehdit ettiğini ve kavga olayına müdahale eden polisin otosuna hakkında adli işlem yapılmak üzere bindirildiğinde görgü - tespit tutanağında işaret edildiği ve otonun şoförlüğünü yapan memur ...'in 21/01/2010 tarihli ifadesinde belirtildiği gibi ekip otosunun nezaret kısmının demir parmaklıklarını kısmen kırarak "kamu malına zarar verme " suçunu işlediğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, "mahkumiyet" hükümlerinin ONANMASINA, 21/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.