MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, katılanın uzman çavuş olarak görev yaptığı Elbistan İlçe Jandarma Komutanlığı'nda jandarma eri olarak askerliğini yaptığı sırada, katılanın araba satın almak istediğini öğrenmesi üzerine katılana, sivil hayatta galericilik yaptığını, araç temini konusunda kendisine yardımcı olabileceğini söyleyerek suça konu 33 D 8738 plaka sayılı 1989 model ... marka aracı Elbistan ilçesine getirttiği, katılanın aracı beğenmesi üzerine satın almaya karar verdiği ve sanık ile 21/11/2004 tarihli oto satış mukavelesini imzaladığı, anlaşmaya göre katılanın paranın 3.400 TL'si peşin ödediği, geri kalanı ise aylık 400'er TL olmak üzere toplam 11 taksit halinde ödemek üzere anlaştıkları, sanığın hava değişimi için gittiği Tarsus'tan
katılana telefon açarak, kalan parayı toplu olarak ödediği taktirde aracın devrini vereceğini söylediği ve katılanı devir işlemleri için Tarsus'a çağırdığı, katılanın sanığın çağrısı üzerine araç ile birlikte Tarsus'a gittiği, sanığın burada katılana, araç üzerinde 7.500 TL icra borcu çıktığını, devrinde sorun olabileceğini söyleyerek, ruhsat sahibinin aracı bulmasını engellemek amacıyla bir yere çekmek bahanesi ile aracın anahtarını aldığı ve araçla birlikte ortadan kaybolduğu anlaşılmakla, sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla "200 gün" ve "4.000 TL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla "5 gün" ve "100 TL" adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14/01/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy