MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Şikayetçinin...Noterliği tarafından tanzim edilen 20.09.2007 tarih ve 7254 sayılı vekaletname ile oğlu olan ...'yı vekil tayin ettiği, aynı tarihte şikayetçi hakkında düzenlenen raporda şikayetçinin işlem yapma yönünden yeterli olduğunun belirtildiği, vekaletnamenin tanziminden sonra şikayetçi adına kayıtlı ... mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazın sanık tarafından vekil sıfatı ile tanık ...'a satıldığı, ayrıca 12.04.2008 başlangıç tarihli şikayetçi adına kayıtlı bir adet işyerinin şikayetçi vekili sanık tarafından tanık ...'e 2 yıl süreyle kiralandığı, bankalardan kredi çekmesine rağmen şikayetçiye para vermeyerek dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; şikayetçiden aldığı vekaletname uyarınca sanığın, ... mahallesi ... ada ...parsel sayılı taşınmazı tanık...'ye parasına mukabil sattığı ve 3 adet dükkanı da yine vekaletname doğrultusunda tanıklar ...,... ve ...'e kiraladığı, vekalet akdi esnasında şikayetçinin fiil ehliyetinin haiz olduğu, verilen vekaletnamenin usul ve kanuna uygun bulunduğu, aynı zamanda şikayetçi ...'nın vekil ettiği oğlu ... tarafından yapılan kiralama ve satış işlerine rızasının bulunduğu, kiracı ve alıcılarla anlaşmayı kendisinin de yaptığı, kredilerin vekaletname tarihinden önce şikayetçi tarafından bizzat çekildiği hususları gözetilerek, mahkemece verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 24.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.