(5237 S. K. m. 157)
Dava ve Karar: Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde adli para cezasının da teşdid uygulama gerekçesi gösterildiğinden ve sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesi gereğince adli para cezasına çevrildiğinden tebliğnamedeki 2 ve 3 numaralı düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ile katılanın evlenme maksadı ile tanıştıkları, sanığın evlenmeyi kabul ettiği ve katılının evine gidip geldiği, onunla gezip dolaştığı, masraf yaptırdığı, cep telefonunu aldırdığı, evlenmeden önce Ayvacıkta bulunan arsayı nikahtan önce kendi üzerine tapuda devredilmesini sağladığı ve tapuda işlem yapıldıktan sonra katılan ile evlenmekten vazgeçtiği, katılanın tapu iptal ve tescil davası açtığı ve davanın kabulüne karar verildiği, sanığın evlenme vaadi ile katılanı kandırdığı ve menfaat temin ederek dolandırıldığı iddia edilen somut olayda; oluşa, dosya kapsamına, tanık beyanları, katılanın açıklamaları ve sanık savunmasına göre; sanık ile katılanın evlenemeye karar verdikten sonra henüz nikah işlemi olmadan aynı evde bir süre birlikte yaşadıkları ve tanıklar ile aile ziyareti yaptıkları gözetildiğinde sanığın katılana karşı hileli hareket yaptığına dair delil bulunmadığı ve atılı dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 08.07.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy