MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Belirlenen gün para cezası, adli para cezasına çevrilirken uygulama maddesi olarak 5237 sayılı TCK'nın 52/2 maddesi yazılmamış ise de bu eksikliğin mahallinde tamamlanması mümkün görülmüştür.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, 1982 yılında katılanlara ait bir taşınmazın idare tarafından kamulaştırılması olayına istinaden 22/05/1996 tarihinde katılanlardan vekaletname aldığı, 23/12/2003 tarihinde, ilgili idare aleyhine kamulaştırmasız el atma ve tazminat davası açtığı, 14/04/2005 tarihinde verilen kararda, dava tarihinden itibaren 20,000 TL paranın ve ıslah tarihi olan 28/03/2005 tarihinden itibaren 308.551 TL paranın yasal faiziyle birlikte payları oranında katılanlara verilmesine karar verildiği, söz konusu kararın 06/07/2006 tarihinde onanmasına karar verildiği, açılan icra takibi sonucunda, katılan avukata yapılan kesintilerle birlikte 11/04/2007 tarihinde 269.177 TL ödeme yapıldığı, buna rağmen sanığın, hiçbir şekilde katılanlara ödeme yapmayarak ortadan kaybolduğu, uzunca bir süre sanığa kimsenin ulaşamadığı, bu nedenlerle katılanların 22/08/2007 tarihinde şikayetçi oldukları, sanığın suçlamaları kabul ettiği, ödeme gücünün bulunmadığını belirttiği, böylece sanığın, tek bir eylemle birden fazla katılanın zararına sebebiyet vermek suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin ve sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 02/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy