MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bedelsiz senedi kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için; sanığın elinde borçlusunca bedelinin tamamı yada kısmen ödenmiş bir senet olmalı ve bunu kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi tahsile koyması veya bir başkasına devretmesi gerekmektedir. Borcun bir bölümü ödenmiş ve geri kalan miktar için elinde tuttuğu senedi, tümü veya kalandan fazla miktarı için kullanan sanığın fiili de bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturacaktır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Katılanın sanıktan satın alacağı gıda malzemesi için dört ayrı bono düzenleyip sanığa verdiği, sanığın bono meblağları karşılığını teşkil eden malzemeyi bono vadelerinden önce teslim etmeyi taahhüt ettiği, bu hususa ilişkin taraflar arasında 24/01/2008 tarihli yazılı sözleşme imzalandığı, sözleşmeye göre sanığın malı teslim etmemesi halinde senetleri iade edeceği hususunun kararlaştırıldığı, ilk bonoya ilişkin malın katılana teslim edildiği ancak 20/03/2008 vadeli ikinci bonoya ilişkin gıda malzemesinin katılana teslim edilmemesine rağmen sanığın ekonomik sıkıntı içerisine düştüğü gerekçesi ile bonoyu üçüncü şahsa ciro edip kullandığı, cirantanın ise bonoyu icra takibine konu ettiği olayda, mahkemenin "bedelsiz senedi kullanma" suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1)Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
2)Sanık hakkında belirlenen temel gün adli para cezasının, para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan yasa maddesinin gösterilmemesi suretiyle, 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki adli para cezasının belirlenmesine ilişkin bölümlerdeki "180 gün", "150 gün", "3.000,00 TL" ibarelerinin yerine sırasıyla "5 gün", "4 gün", "80,00 TL" ibarelerinin eklenmesi; hüküm fıkrasının ilk bendindeki "beher gün" ibaresinden sonra gelmek üzere "5237 sayılı TCK'nın 52/2. maddesi uyarınca" ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy