MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık (değişen suç vasfıyla güveni kötüye kullanma)
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hırsızlık suçunda; menkul bir malın, sahibinin rızası dışında alınması, mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerindeki zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesi söz konusudur.
Somut olayda; Katılanın remorkunu kendisine ait avluya koymasına zımnen rıza gösteren sanığın bir süre sonra sözkonusu remorku kendisine ait borç karşılığında ... isimli şahsa vermekten ibaret eyleminin güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak,
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para
cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek fazla ceza tayini,
Sanık hakkındaki hapis cezasının 5237 sayılı TCK'nın 51. maddesi gereği ertelendiği ve hükmün ertelemeden sonraki bölümlerinde ayrıca denetim süresi belirlenmiş olmasının hapis cezasının ertelenmiş olduğunu gösterdiği halde, erteleme gerekçesinde “sanığın geçmişteki hali ve yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dikkate alınarak cezasının ertelenmesi halinde ileride bir daha suç işlemekten çekineceği hususunda olumlu kanaat oluşmadığından“ ibaresinin kullanılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, adli para cezasına ilişkin sırasıyla “60 gün” , “50 gün” ve “1000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla“ 5 gün”, “4 gün” ve “ 80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmek, ve ertelemeye ilişkin paragraftan “olumlu kanaat oluşmadığından” ibaresi çıkartılarak yerine “olumlu kanaat oluştuğundan” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy