MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, kandırdığı katılandan kayıt ve dosya parası adı altında iki ayrı günde toplam 3.975 TL'yi aldığı kabul edilmekle hakkında TCK'nın 43.maddesinin ugulanması gerektiğinin nazara alınmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
02.04.2007 tarihinde şehirlerarası otobüste yan yana seyehat ederlerken katılana kendini ... (...) olarak tanıtan ve İçİşleri Bakanlığında" terör mağdurlarının köye dönüş projesi "kapsamında memur olarak çalıştığını, Devletin o durumda olan vatandaşlarına kişi başı 2 inek vereceğini ve her aileden bir kişinin kadrolu işe alınacağını söyleyip inandıran sanığın cep telefonu numarasını vermesi, katılanın bu numaradan onu arayıp konu ile ilgilendiğini söylemesini müteakip, öncelikle kayıt parası adı altında 875 TL'nin posta yoluyla 05.04.2007 tarihinde gönderilmesi ve bu paranın ... imzasına teslim edilmesi sonradan da 09.04.2007 tarihinde Adana'da buluştuklarında katılanın halen ... adı ile tanıdığı sanığa kayıt-dosya masrafı adı altında bir kısım evrak ile birlikte 3.100 TL daha para vermesi eyleminin "dolandırıcılık" suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, ancak;
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin 3. fırkası uyarınca aynı maddenin c bendindeki "velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun "sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu dışındakiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğudan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının 5 ana parafında yer alan TCK'nın 53. maddesinin tatbikine ilişkin ana ve alt paragraflarının çıkartılarak yerine "Sanığın, TCK'nın 53. maddesinin 1.fıkrasının a,b,c,d,e bentlerinde belirtilen haklarından mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık hakları açısından ise 1- c bendindeki haklardan koşullu salıverilme tarihinde kadar yoksun bırakılmasına, "paragrafı yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hüküm DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy