MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, hayvan alım satımı ile uğraşan katılanlardan daha önceden satın aldığı küçükbaş hayvanların bedelini ödemediği ve suç tarihinde tekrar katılanlardan hayvan satın almak istediği, önceki borç ile birlikte yeniden satın alacağı hayvanlar karşılığında ... Gebze şubesine ait 7.000 TL bedelli, 27/07/2007 keşide tarihli, keşide yeri bulunmayan ve bu nedenle de özel belge hükmündeki sahte çeki verdiği, katılanların daha önceki borcun nakit olarak ödenmemesi nedeniyle sanığa güvenmeyerek, bu defa sattıkları hayvanları çek bedelini tahsil etmeden teslim etmek istemedikleri, katılan ...'in süresinde çeki ibraz ettiğinde çekin sahte olduğunun anlaşıldığı, bu şekilde sanığın özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
1-Özel belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Dolandırıcılığa teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından
sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, dolandırıcılık suçunu tek bir fiille her iki katılana yönelik olarak gerçekleştirmesi karşısında; hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK'nın 43/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, adli para cezasına ilişkin sırasıyla "200 gün”, “100 gün”, “83 gün” ve “1.660 TL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak yerlerine, sırasıyla "5 gün", “2 gün”, “1 gün” ve “20 TL" adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21/01/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy