MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, 1219 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
1-)Somut olayda; sanığın, gerçeğe aykırı olarak 1995-1996 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinin bitirmiş gibi sahte diploma temin ederek ...'na doktor olarak çalışmak üzere müraacat ettiği ve 1996 yılında ataması yapılarak 08/02/2007 yılına kadar doktor olarak çeşitli yerlerde çalıştığı, bu sürede haksız maaş alarak kamu kurumunu zarara uğrattığı ve doktor olmadığı halde doktor sıfatı kullanıp hasta muayene ve tedavisi yaptığı iddia edildiği olayda, sanığın eyleminin dolandırıcılık kabulü ile mahkumiyetine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
TCK'nın 62 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilirken 'sanığın geçmişteki halinden, pişmanlık duyduğu hususunda belirti bulunmadığından' denilerek yasal ve yeterli gerekçeyle gösterilmiş bulunduğundan ve TCK'nın 158/1-son maddesinin birinci cümlesinde,.. adli para cezasına hükmedilir, ibaresinden sonra ikinci cümlede, ancak e,f,j,k bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz denilmek suretiyle birinci cümleden bağımsız ayrı bir düzenleme olmakla, adli para cezasının beş bin günü geçemeyeceğinden söz edilemeyeceği anlaşılmakla, bu hususlara dair tebliğnamedeki düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafi ve C. savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, dolandırıcılık suçundan kurulan ve usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
2-)Sanık hakkında 1219 sayılı Kanuna muhalefetten kurulan hükmün incelenmesinde,
1219 sayılı Kanun'un 25. maddesinde 'diploması olmadığı halde, menfaat temin etmek amacına yönelik olmasa bile hasta tedavi eden veya tabip ünvanı takınan şahıs denilmek suretiyle, doktor olarak çalışıp Sağlık Bakanlığından maaş almak yanında hastalara karşı doktorluk ünvanını kullanan, hasta muayene ve tedavi eden sanığın eyleminin dolandırıcılık suçu yanında 1219 sayılı Kanuna Muhalefet suçunu da oluşturup buna göre cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, dolandırıcılık suçunun unsuru kabul edilerek yazılı şekilde beraat kararı verilmesi.
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafi ve C. savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca, BOZULMASINA, 23/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy