MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
1- Katılan ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığa yüklenen suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen şikayetçi ...'un kamu davasına katılma hakkın bulunmadığı, usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden, şikayetçi vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde
Sanık ...’ün, İzmir Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası'nın üyesi olduğu ve 1992 yılından 2001 yılına kadar muhasebeci ...’a ait Akademik Muhasebe Mali Müşavirlik bürosunda sigortalı muhasebeci olarak çalıştığı, bu dönemde büronun müşterilerinden olan katılanlar ... ve Dr....’ın muayenehaneleri ve özel şirketleriyle ilgili muhasebe işlemlerini yürüttüğü, sanığın, ...'a ait bürodan 2001 tarihinde ayrıldıktan sonra katılanlar Zühal ve ...’a ait muhasebe işlerini sürdürdüğü, bu kişilerin sigorta, vergi, belediyelerin KDV değerleri ve çeşitli vergi borçlarını ilgili kurumlara yatırmak üzere aldığı halde, yatırmayarak uhdesinde tutmak suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia ve kabul edilen olayda;
Sanık ...'ün katılan ...’un yanında bir dönem sigortalı muhasebe elemanı olarak çalıştıktan sonra ayrıldığı fakat katılanlar ... ve ...'ın işlerini takip etmeye devam ettiği, katılanlardan bunun için para aldığı ve karşılığında ...'un bilgisi dışında Akademik Muhasebe Mali Müşavirlik Bürosu adı altında bastırdığı antetli kağıtları verdiği, 28.12.2009 tarihli bilirkişi incelemesi sonucunda; sanığın sıra numarası vererek bu şekildeki antetli kağıtları bastırdığı ve borç bildirim listesi olarak kullanıldığı söylenen belgelerle ilgili bilgisayar çıktılarında şirketin aylık olarak ödenmesi gereken borçlarının vergi, sigorta, muhasebe vs. gibi ödemelerden ibaret olduğu ve bu ödemelerin bir kısmının Gürcan Özel Sağlık Hizmetleri Şirketiyle ilgisinin bulunmadığı, şirkete ait muhasebe ücretinin sanığın düzenlemiş olduğu söz konusu belgelerle değil ... tarafından tahsil edildiği, sanığın düzenlemiş olduğu bu belgelerde muhasebe ücretiyle ilgili herhangi bir bağlantının bulunmadığı, sanığın borç bildirim listesi olarak tabir ettiği belgelerdeki muhasebe ücretinin müşteki ... ve ...’ın şahsi işleri ile ortağı bulundukları şirketin vergi sigorta vs. gibi işlemlerin takibi karşılığında olan iş takip ücreti olduğunun tespit edildiği, katılanlar ile sanık arasında muhasebe işlemlerinin yürütülmesi konusunda herhangi bir sözleşmenin de bulunmadığı,
Kaldı ki; Serbest Muhasebecilerin 3568 sayılı Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlik Kanununun 2/a maddesinde belirtilen görevleri sırasında, vergi borcunu yatırmak gibi bir görevinin olmadığı, Türkiye Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirleri Odaları Birliğinin Mecburi Meslek Kurallarına ilişkin 26/01/1996 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 1996/1 sayılı genelgesinin 1. maddesinde yer alan “meslek mensupları, müşteri adına üçüncü kişilere ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun mali değer alamazlar” şeklindeki hükmü karşısında, suça konu paranın yatırılmasının sanıkla katılanlar arasındaki görev ilişkisi kapsamında bulunmayıp, TCK'nın 155/1.maddesi kapsamında kalan güveni kötüye kullanma suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy