Hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/04/2011 tarihli ve 2011/22455 soruşturma, 2011/18889 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin, Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17/06/2011 tarihli ve 2011/1436 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 11.10.2011 gün ve 2011/12679/52153 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.01.2012 gün ve 2011/366322 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, şikâyetçi ... ... San. ve Tic. A.Ş'ye izafeten Haz ... San. ve Tic. A.Ş.'nin ortağı olduğu tasfiye halindeki ... Ltd. Şti.'nin tasfiye memurunca belirlenen ve şirket kasasında bulunmayan 71.397,60 Türk lirasından şüpheli ...'in şirket müdürü olması sebebiyle sorumlu olduğu iddiası ile yürütülen soruşturma sonucu taraflar arasındaki ihtilafın Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu çerçevesinde hukuk mahkemelerinde çözülebileceği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve ... bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636-9375 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, ... Ltd. Şti.'nin kayıtlı bulunduğu ticaret odasından şirketi temsile yetkili sorumlu müdürlerinin tespit edilerek, tasfiye halindeki şirkete ait ticari defterler getirtilerek defterler üzerinde uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak, rapor aldırılması gerekirken, müştekinin yaptığı şikâyet üzerine hiçbir araştırma yapılmadığı, ortada 5271 sayılı Kanun'a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun'un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinden itiraz üzerine verilen 17.06.2011 gün ve 2011/1436 D. Iş sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.