MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; katılanın şirketinde çalışan sanığın, şirket müşterilerinden tahsil ettiği şirkete ait 10.000 USD karşılığı 12.980,00 TL'yi şirket muhasebesine ve katılana vermeyip uhdesinde bırakmak suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
5237 sayılı TCK’nın 51. maddesinin 3. fıkrasındaki “Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz” ve anılan maddenin 8. fıkrasındaki “Denetim süresi yükümlülüklere uygun ve iyi halli olarak geçirildiği takdirde ceza infaz edilmiş sayılır” hükümleri gereğince, denetim süresi belirlenmesi gerekirken, verilen hapis cezanın hangi tarihte infaz edilmiş sayılacağı belirsiz bırakılacak şekilde ne kadar süreyle ertelenmiş olduğu belirtilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla "120 gün”, “100 gün” ve "2.000,00 TL" adli para cezası terimleri ile denetim süresinin belirlenmesine ilişkin kısımların tamamen çıkarılarak yerine, sırasıyla "5 gün" “4 gün” ve 80 TL" adli para cezası terimlerinin eklenmesi ile “Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 51/3 maddesi gereğince takdiren 1 yıllık denetim süresi belirlenmesine” denilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy