MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının, kasten işlenen suçtan dolayı, hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle, infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, olay tarihinden önce katılan ile tanışarak kendisinin DSİ'den emekli olduğunu, katılanı DSİ'de memur olarak işe alınmasını sağlayacağını söyleyerek bu hususta güven kazandığı, daha sonra, katılanın işe girmesini sağlamak amacıyla masraf yapılması gerektiğini söyleyerek, katılandan, önce 650 TL, daha sonra da 200 TL olmak üzere toplam 800 TL parasını ve diploma, fotoğraflar ve katılanın banka bilgilerini aldığı, uzunca bir süre geçmesine rağmen sanığın, işle ilgili olarak herhangi bir işlem yapmadığı gibi, değişik bahanelerle katılanı sürekli olarak oyaladığı, böylece sanığın dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, katılan ve tanık Melda beyanı ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın, hileli hareketlerle, kendisini memur olarak tanıtmak suretiyle katılanı işe koyma vaadiyle kandırıp haksız menfaat temin ettiği, katılanın, sanığı daha önce gördüğü; fakat ne iş yaptığını bilmediği, bu nedenlerle, sanığa inanarak para verdiği dikkate alınarak, sanık tarafından işlenen suçun unsurlarının oluştuğu anlaşılmakla, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır ve tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Mahkeme tarafından, temel ceza belirlenirken, 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında, usul ve yasaya uygun olarak, suçun işleniş biçimi ve sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı gerekçesi gösterilmek suretiyle, alt hadden uzaklaşılmış olması karşısında, bu hususta bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir, ayrıca, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla Kanun'un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal ederek katılandan, 650 TL ve 200 TL alarak haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesindeki isabetsizlik, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 20/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy