MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilecik Emniyet Müdürlüğünce yapılan araştırma kapsamında sanığın, çocuğunun hasta olduğuna dair yalan söylemek suretiyle bir çok kişiden para aldığının öğrenilmesi üzerine yapılan soruşturmada, sanığın, 2006 yılında Bilecik Devlet Hastanesinde doktor olarak çalışan mağdur ...'ın çalıştığı polikliniğe giderek, mağdura eşini tanıdığını belirtip kendi eşinin de rahatsızlandığını ve bu nedenle paraya ihtiyacı olduğunu söyleyerek mağdurdan 40 TL para aldığı, mağdurun bilahare yaptığı araştırma sonrasında eşinin böyle bir kişiyi tanımadığını anladığı, sanığın, benzer şekilde mağdur ...'nin iş yerine giderek mağdura eşini tanıdığını belirtip, çocuğunun hasta olduğunu, çocuğuna ilaç alamadığını söyleyerek mağdurdan 40 TL para aldığı, bir müddet sonra tekrar geldiği ve bu defasında da paranın yetmediğini belirtip 40 TL para daha almak suretiyle haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olaylarda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, mağdurların aşamalardaki beyanlarına, tanık anlatımlarına, emniyet müdürlüğünün yapmış olduğu araştırma tutanaklarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, mağdurların eşlerini tanıdığına, çocuğunun ve eşinin hasta olduğuna dair yalan söyleyerek mağdurlardan para almak suretiyle haksız menfaat temin etmesi şeklinde gerçekleştirdiği sabit görülen
eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, ...'den 2 kez 40 TL para alması şeklindeki eylemini, 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal ederek, değişik zamanlarda birden fazla kez menfaat temin ederek gerçekleştirmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi hususu aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 53. madde 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve aynı zamanda mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6-7 maddeleri gereğince "mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, 1 yıl süreli olmak üzere denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükümlerin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, her iki hükümden, 5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerlerine, "5237 sayılı TCK'nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" şeklinde yazılması ve hükümlerin tekerrürle ilgili kısımlarında yer alan "1 yıl süre ile " ibarelerinin de hüküm fıkralarından çıkartılması suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy