MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, şikayetçilere ait parça kontör satan ... İletişim isimli işyerinde bir hafta önce işe başladığı, satılan kontörlerin paralarını tahsil etmekle görevli olduğu, en son tanıklardan ...'dan 100,00 TL, ...'den iki adet 600,00 TL değerinde cep telefonu ile 50,00 TL nakit para, tanık ...'tan 185,00 TL ve çalıştığı firmanın kontör satın aldığı tanık ...'dan işyerinde kullanılacağını söyleyerek 3.301,00 TL değerinde kontör aldığı, suça konu paraları ve kontörleri şikayetçilere teslim etmediği gibi işyerindeki kasada bulunan 3.300,00 TL nakit parayı da bankaya yatırma bahanesi ile alıp ortadan kaybolduğunun iddia edildiği somut olayda; tanıklardan ..., ... ve ...'un sanığın, satın aldıkları kontörlerin parasını kendilerinden aldığını beyan etmeleri, yine tanık ...'nun da sanığa 3.301,00 TL bedelinde kontör verdiğini, tanık ...'nın ise sanığın kasadaki parayı aldığını söylemesi ve sanığın kısa bir süre çalıştığı işyerinden haber vermeksizin ayrılması karşısında hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 365 tam gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “365 gün”, “456 gün ve “9.120,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “6 gün” ve “120,00 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy