MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan TCK’nın 167/1-b maddesi gereğince ceza verilemeyeceğinden kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilerek kamu davası açılmadığı, aynı şekilde sanıklar...,.... hakkında da resmi belgede sahtecilik suçundan açılmış bir dava olmadığı gibi, anılan suçlardan verilmiş bir temyize konu bir hüküm de bulunmadığından, zamanaşımı süresince soruşturma yapılıp sonucuna göre karar verilmesi mümkün görüldüğünden o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarına yönelik herhangi bir inceleme yapılmayarak, sanıklar ... ve ... hakkında dolandırıcılık suçundan verilen hükümlerle sınırlı olarak yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; temyiz dışı ...’ın annesi olan katılanın kimlik bilgilerini kullanarak düzenletmiş olduğu sahte kimliğe istinaden, notere götürdüğü .... ismindeki bayanı katılan ... gibi göstererek, annesi adına kayıtlı gayrimenkulleri satmaya, banka hesaplarından para çekmeye yönelik olarak 11.03.2009 tarih ve ...... yevmiye numaralı ...... Noterliği’nce düzenlenen vekâletnameyi temin ettikten sonra diğer sanık ... aracılığıyla tanıştığı sanık ...’ye katılana ait olan .... İlçesi, ... mahallesinde bulunan 7 adet gayrimenkulü 29.05.2009 tarihinde sahte olarak tanzim edilen vekâletname ve raporla sanık ...’e 250.000,00 TL karşılığında .... Tapu Sicil Müdürlüğü’nde sattığı, tanık ...’nun binaya sürekli olarak birilerinin baktığını, yanlarına gittiğinde kaçmak istediklerini görünce şüphelendiğini katılana anlatması nedeniyle ...'ın tapuya gitmesi üzerine sanık ...’in sahte vekâletname ile devraldığı taşınmazları satmaya çalıştığını gördüğü anlaşıldığından, sanıkların sahte vekâletnameyle işlem yapıldığını bilerek tapuyu kaydını devralıp haksız menfaat sağlama şeklindeki eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK'nın 158/1-d maddesinde, hapis cezasının yanında adli para cezasının da öngörülmüş olmasına rağmen, sanıklar hakkında adli para cezasına hükmedilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ... müdafii ile sanık ...’in temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 03.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy