MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, oturduğu mahalleden komşuları olan katılanlara kendisini sigorta müfettişi olarak tanıtıp sigorta işlemlerini halledebileceği, emekli olabilecekleri vaadinde bulunarak katılan ...'dan 2.500 TL, katılan ...’dan 15.000 TL, katılan ...’den 4.000 TL, katılan ...’dan 6000 TL, katılan ...’den 12.375 TL, katılan ...’den 2.500 TL, katılan ...'dan 7.000 TL aldıktan sonra işlemleri takip etmeyip ortadan kaybolmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
1- Sanık hakkında katılanlar ..., ..., ...'e karşı gerçekleşen dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık müdafinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında katılanlar ..., ..., ..., ...'a karşı gerçekleşen dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık müdafinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın, katılanlar ..., ..., ..., ...'dan menfaat ettiği 2005 yılı Şubat ayından sonra eylemlerinin katılanları oyalamaya yönelik olup başkaca menfaat temin etmediğinin anlaşılması karşısında;
2005 yılı Şubat ayı olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 12.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy