MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ: Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM: Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılan ... 'nın ... Bankası ...'den kredi kullanarak ... Ltd. Şti. yetkilileri olan sanıklar ... ve ...'dan 1 adet 2006 model ... marka traktör satın aldığı, katılanın bir süre sonra bu traktörü satıp yenisini almak istediği, bunun için yeni traktör karşılığında bir miktar parayla birlikte 2006 model Voltra marka traktörünü ve ... Bankası Leasing'e kredi nedeniyle kalan 35.000 TL borcunu ödemeleri için sanıklara verdiği, bu ödemeler ve iade ile ilgili olarak da sanıklar ile katılanın protokol imzaladıkları, buna rağmen sanıkların katılanın kendilerine verdiği 35.000 TL parayı bankaya ödemedikleri ve katılanın kendilerinden iade sırasında almış olduğu traktörün devrini de gerçekleştirmedikleri olayda;
1- Sanıklar ile katılan arasında bir hizmet ilişkisinin bulunması, sanıkların da bu ilişki gereği teslim edilen eşyayı iade etmemesi karşısında, eylemin 5237 sayılı TCK'nın 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Asliye Ceza Mahkemesi'ne ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.11.2002 gün ve 272-402 sayılı kararı ile uyum gösteren diğer Genel Kurul ve Daire kararlarında açıklandığı üzere, Ceza Yargılama Yasasında mahkemeye gelmemiş sanık hakkında duruşma yapılamayacağına ilişkin temel kuralın istisnalarından biri olarak öngörülen 1412 sayılı CMUK'un 223/son maddesi ile buna paralel hüküm içeren ve 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 193/2. maddesinin beraat kararı yönünden dosya kapsamına göre ilk bakışta eylemin suç oluşturmayacağının anlaşılması hali ile sınırlı olarak uygulama yerinin mevcut olduğu, sanıkların sorgusu yapılmadan mevcut kanıtlar tartışılarak delil takdiri suretiyle beraat kararı verilmesinin mümkün bulunmadığı gözetilmeden, sorgusu yapılmayan sanıklar hakkında delil takdirine girilmek suretiyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.