MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Mala zarar verme
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala Zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hale getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir
Somut olayda; Sanıkların katılanlara ait tarladaki arazi sulama tesisatı olan elektrik panosuna sopalarla vurarak ve soğan tarlasına hayvan sokarak zarar verdikleri anlaşılmakla mala zarar verme suçunun işlendiğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
1-Gerekçeli karar başlığında ...'in sıfatlarının müşteki yerine katılan olarak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nun 232/2-b maddesine muhalefet edilmesi,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 29.01.2008 gün 193-7, 25.04.2006 gün ve 2-3-12 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK’nın 216. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen son sözün sanığa ait olduğu kuralının kovuşturmanın sona erdirilmesi ve hükmün tesis ve tefhimine
geçilmesi öncesinde son konuşan tarafın hazır bulunan sanık olmasını gerektirdiği cihetle; hükmün verildiği 26.01.2010 günlü oturumda hazır bulunan sanıklardan ... ve ...'dan son sözleri sorulmadan duruşmanın bittiği belirtilip hüküm kurularak savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle CMK’nın 216/3. maddesine aykırı davranılması,
3-24/02/2010 tarihli oturumda davaya katılma talebinde bulunan müşteki ...'in, bu istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 237. maddesine aykırı davranılması,
4-Sanıklar hakkında kurulan hükümde, temel ceza belirlenirken uygulama maddesinin TCK'nın 152/1/d yerine 151/1-d olarak gösterilmesi,
5-TCK'nın 43/2 maddesi hükmü karşısında, sanıkların aynı yer ve zamanda ve tek eylemle katılanların ortak mallarına zarar vermeleri şeklinde gerçekleştiği kabul edilen eylemlerinin teselsül eden tek suç oluşturduğu halde yazılı şekilde üç ayrı suç kabul edilerek fazla ceza tayini,
6-5237 sayılı TCK.nın 53/3. maddesine aykırı olarak 1 yıl 15 gün hapis cezası ertelenen sanıklar hakkında, 5237 sayılı TCK.nın 53/1. maddenin c bendi bakımından, "kendi altsoyu" üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından uygulanamayacağının, kendi alt soyu üzerindeki velayet vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan ise, sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28/11/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.