MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın sorgusunda beyan ettiği adresinin ....../..." olmasına rağmen yokluğunda verilen kararın, ... Cadde 132/2 Dikmen .../..." adresinde tebliğe gönderildiği; tebliğ belgesinin, üzerine "mernis adresi 936 sok. 12/4" yazılmak ve adresin sürekli kapalı olduğunun belirlenmesi üzerine muhtara bırakılmak suretiyle yapılan tebliğ işlemi, hangi adres esas alınmak suretiyle yapıldığının belirlenememesi sebebiyle geçersiz olup hükmün kesinleşmediği ve 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 311.maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme mercii Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğundan, sanığın öğrenme üzerine yaptığı 27.02.2012 tarihli temyiz istemi süresinde olup bu nedenle mahkemenin 05.03.2012 günlü temyiz talebinin reddine dair kararı ve sonraki işlemler yok hükmünde olup sanığın asıl hükme yönelik temyiz isteminin öğrenmekle süresinde yapıldığı kabul edilerek adli ara vermede CMK'nun 331. maddesi gereğince acele ve tutuklu işlere bakmakla görevli Nöbetçi Kurulca dosya görüşüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilelinin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda dolandırıcılığın gerçekleştiği bankaya ait güvenlik kamerası kayıtlarında katılanın sanığı açıkça teşhis etmesi ve "banka görevlisi seni çağırıyor" demek suretiyle görevli olduğu kanaatini uyandıracak şekilde iyi giyinmiş ...'ya yönlendirmesi, temyiz dışı sanık ...’nın sanık ...’ı hiç tanımadığını beyan etmesine karşılık Sanık ...’ın işsiz olduğu için bu kişinin yanında şöförlük yaptığını ifade edip değişik şehirlerdeki banka şubelerine birlikte girdiklerini ancak ne gibi bir işlem yaptığını bilmediğine yönelik hayatın olağan akışına ters düşen savunması karşısında eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden bu hususta bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sair temyiz itirazlarının reddine
Ancak;
Sanık hakkında verilen hapis cezası takdiren alt sınırdan tayin olduğu halde aynı gerekçe ile hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezasına esas alınan birim gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak 400 gün olarak tayini suretiyle gerekçede çelişkiye düşülmesi,
Kanuna aykırı ise de, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 400 gün olarak hükmolunan adli para cezasının 5 güne, ve 5 tam gün adli para cezasının günlüğünün TCK'nun 52/2.maddesi uyarınca 20 TL hesabı ile 100.00 TL olarak belirlenmesine karar verilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.