Dolandırıcılık suçundan sanık ...'in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 503/ilk, 522, 59, 81/2. maddeleri gereğince 12 ay 15 gün hapis ve 28.302.883 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair ... 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/05/1995 tarihli ve 1995/206-429 sayılı ilâmına ilişkin arşiv kaydının silinmesine dair aynı Mahkemenin 08/12/2011 tarihli ve 2011/318 değişik ... sayılı karar aleyhine Yüksek ... Bakanlığınca verilen 20.04.2012 gün ve 2012/7059/24370 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.05.2012 gün ve 2012/119312 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu'nun geçici 2. maddesinin, suç tarihi itibarıyla aynı Kanun'un yürürlük tarihinden önceki kayıtların silinmesine ilişkin koşulları düzenlemiş olduğundan, adı geçenin mahkûmiyetine konu kaydın da bu kapsamda olduğu, dolayısıyla mülga 3682 sayılı Adlî Sicil Kanunu'nun 8. maddesinde belirtilen şartlar oluştuğunda, silinmesi mümkün suçlara ilişkin adlî sicil kayıtlarının mahkemelerce verilen silme kararlarına İstinaden veya Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce oluşturulan komisyon tarafından adlî sicil kaydından çıkartıldığı, madde metinlerinde "affa uğramış olsalar bile" ibaresi bulunan, başta Anayasanın 76. maddesi ile Özel kanunlarda (2839 sayılı Milletvekili Seçim Kanunu'nun 11. maddesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesi, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 7. maddesi vb. gibi) sayılan suç ve cezaların ise 5352 sayılı Kanun'un 10. maddesine istinaden, istenildiğinde verilmek üzere arşiv kaydına alındığı, aynı Kanun'un 12. maddesinde sayılan şartlar dışında silinmesine yasal olanak bulunmadığı, bu bağlamda; adı geçenin silmeye konu suçunun Anayasanın 76. maddesinde sayılan suçlardan olması sebebiyle bahse konu kaydın mevzuat gereği adlî sicil kaydından çıkartılarak arşiv kaydına alındığı ve arşiv kaydının da silinmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Hükümden sonra 11.04.2012 tarih ve 28261 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6290 sayılı "Adli Sicil Kanunu ile Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"la 5352 sayılı Adli Sicil Kanununda değişiklikler yapılmış olup; kanun yararına bozma yolunun, hâkim ya da mahkemeler tarafından verilip, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlerdeki, verildikleri tarihte yürürlükte bulunan hukuk kurallarına aykırılıkların giderilmesi için başvurulan olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri uyarınca, hükümlünün hukuksal durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinin merciince yapılarak, bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden ... 14. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 08.02.2011 gün ve 2011/318 D. ... sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.