MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar ... ve ...’ün yokluğunda verilen kararın hüküm fıkrasında, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca başvurulacak kanun yolu ile ilgili sürenin başlangıcının ve başvuru şeklinin tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıkça gösterilmediği gibi Tebligat Kanununun 35. maddesine göre yapılan tebliğin de usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşıldığından; temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek, tüm sanıklar yönünden yapılan temyiz incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın aracını satmak için ...... pazarına götürdüğünde sanıklar ....,....’nın alıcı olup 18.500 TL'ye satın alma konusunda anlaştıkları, 100. TL peşinat vererek, aracı Isparta’ya getir paranı ödeyelim dedikleri, katılanın geldiğinde birlikte notere gittikleri burada tüm sanıkların birlikte olup satış işlemleri yapılırken paranın eksik kısmını tamamlayalım diyerek ... ve ....’in ....’dan bozdurmak için bilezikleri alarak gittikleri, bir süre sonra .....’nın katılanı arayarak biz işi hallettik aşağıdayız deyince katılanın noter satış evrakını imzaladığı, aşağı indiklerinde sanıkların bu defa parayı köyde verelim dedikleri köye gittiklerinde parayı bulamadık, bozdurursak zarar edeceğiz diyerek, teminat olarak sende kalsın 2-3 gün içinde parayı öderiz diyerek bilezikleri katılana verdikleri,daha sonra sanıklara ulaşamayan katılanın bozdurmak istediğinde bileziklerin sahte olduğunun anlaşılması şeklinde gerçekleşen olayda, aşağıda yazılı husus dışında sanıkların dolandırıcılık suçundan mahkumiyetlerine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak,
5237 Sayılı Yasanın 53. maddesi 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3.fıkrası hükmü karşısında kendi alt soyu üzerinde olanlar yönünden koşullu salıverilmeye, diğerleri yönünden ise cezanın infazı tamamlanana kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükümde, 5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin uygulamasıyla ilgili paragrafa 5237 sayılı Kanunun 53. maddesi 1. fıkrasının a.b.d,e bendinde yer alan haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 5237 sayılı Kanunun 53. maddesi 1. fıkrasının c) bendinde yer alan haklardan kendi alt soyu üzerinde olanlar için koşullu salıvermeye, diğer haklar yönünden cezanın infazı tamamlanana kadar yoksun bırakılmasına cümlesi eklenmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03/03/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy