MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında, soyisim tashihi kararı ile soyismi değişen sanık ...'in soyisminin "..." olarak; suç tarihinin ise "17/03/2009" olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin,güvenilirliğini sağlamak amacıyla,bu suçun,tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi,TCK'nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir.Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunun Madde 14 de,Tacir;
"(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir.
Ticaret şirketleri,aynı yasanın Madde 124 de
”(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Bu suçun oluşabilmesi için,Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir.Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir.Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Katılanın banka kredisi ile satın aldığı otomobili satmak üzere, gazete ilanında bu tür araçları satın aldıklarını öğrendiği "... " isimli işyerini işleten sanıklar ile irtibat kurduğu, sanıkların kalan kredi borcunu üstlenerek arabayı satın aldıkları ve bu hususa ilişkin yazılı sözleşme imzalandığı, katılanın işlerinde kullanmak üzere sanıklardan başka bir araba kiralaladığı, bu hususa ilişkin araç kiralama sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin ekindeki açık bonoya katılanın teminat olarak imza attığı, kiraladığı arabanın aynı gün arızalanması üzerine katılanın sanıklara gidip durumu anlattığı ve kiraladığı arabayı iade ederek kendi arabasını sanıklara satmaktan vazgeçtiğini söylediği, sanıkların kendi araçlarının tamirat masrafını karşılamak üzere katılanın kredi kartından bir miktar para çektikleri ve katılanın otomobilini iade ettikleri, birkaç gün sonra katılanı arayan sanıkların iade ettikleri arabada GPRS çipi bulunduğunu bunu çıkarmaları gerektiğini söylemeleri üzerine katılanın arabasını sanıkların yanına götürdüğü, katılan içeride otururken sanıklardan birinin arabayı alıp götürdüğü ve katılana iade etmediği, arabanın bilahare polisçe sanıklardan alınarak katılana iade edildiği iddia olunan olayda, sanıklar baştan beri arabayı katılana iade ettikten sonra ikinci kez hileli yollarla katılandan tekrar teslim almadıklarını, katılana kiraladıkları arabanın hasarının tam olarak karşılanmaması nedeniyle katılanın arabasını kendisine hiç iade etmediklerini belirtmeleri, bu hususun aksine delil bulunmaması karşısında, sanıkların atılı suçu işlediklerine dair savunmalarının aksine, her türlü şüpheden uzak cezalandırılmalarına yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatlarına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 15.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy