MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Sanığın, katılan şirketten 24/10/2007 tarihinde finansal kiralama sözleşmesi imzalayarak bir adet pedrotti marka 2007 model dane kurutucu makinesi aldığı, daha sonra borcunu ödememesi nedeniyle sözleşmenin katılan şirket tarafından feshedildiği, sanığın kiralamaya esas menkul malın iadesini de içeren feshin ihbarına ilişkin ihtarnamenin tebliğine rağmen iadeyi sağlamadığı, aynı zamanda İcra Müdürlüğünün dosyasında, suça konu makinenin katılan şirkete yediemin olarak teslimine ilişkin ihtiyati tedbir kararının infazı için sanığın bildirdiği adrese gidildiğinde kurutma makinesinin bulunmadığı,bu şekilde sanığın 3226 sayılı kanunun 31.maddesi ile ticari ilişki olduğu belirtilen finansal kiralama sözleşmesi sebebiyle kendisine teslim edilen ve aynı kanunun 25.maddesi uyarınca iade etmeye zorunlu olduğu menkul eşyayı, mal edinme kastı ile hareket ederek geri teslim etmediği, güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilen olayda, Dosya kapsamındaki deliller,finansal kiralama sözleşmesi, noterden gönderilen ihtarname sureti, haciz tutanağına göre olayın oluş ve gelişimine uygun düştüğü anlaşılan "ticaret ilişkisi nedeniyle güveni kötüye kullanma" suçunun sübuta erdiği gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK'nın 51/7.maddesi uyarınca, mahkum olduğu cezası ertelenen hükümlünün denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceği şeklinde düzenlemeye yer verildiği, erteli cezanın aynen infaz edileceğine dair bir düzenleme bulunmadığından sanığın erteli mahkumiyetinin aynen infazına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun'un 51/7. maddesinin uygulanmasına ilişkin "Sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde TCK madde 51/7 uyarınca ertelenen cezanın tamamen infaz kurumunda çektirilmesine," ibaresi çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13/05/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy