MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Belirlenen gün para cezası, adli para cezasına çevrilirken, uygulama maddesi olarak 5237 sayılı TCK'nın 52/2 maddesi yazılmamış ise de bu eksikliğin mahallinde tamamlanması mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanların oturduğu binanın plan uygulamasına aykırı olduğu gerekçesiyle bina malikleri olan katılanlara idari para cezası kesildiği, katılanların dava açılması için bir avukatla görüştükten sonra sanığın, katılanlara, kendisinin tanıdığı iyi bir avukat olduğunu, bu kişinin birkaç gün içinde meseleyi halledebileceğini söylediği, katılanların da 5.000 TL vekalet ücreti, 25.000 TL masraf olmak üzere toplam 30.000 TL parayı sanığa verdikleri, birlikte avukatın yanına gittikleri, sanığın, parayı avukatın çantasına koyduğu, katılanların, daha sonra söz konusu cezanın iptal edilmediğini gördükleri, avukat olan tanık beyanında, katılanlardan kendisinin 5.000 TL aldığını söylediği, böylece sanığın, avukata vereceğini söyleyerek katılanlardan 30.000 TL almasına rağmen, avukata sadece 5.000 TL verip geri kalan parayı uhdesinde tutup ortadan kaybolmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sabit olduğu dikkate alınarak, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 43/1-2 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla Kanun'un aynı hükmünü ihlal etmek suretiyle, birden fazla katılana karşı haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesindeki isabetsizlik aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 11/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy