MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların, 25/10/2005 tarihinde müşteki ...'ün ikamet ettiği Manisa Merkez ... köyüne gelerek burada katılan ... 'ten üç adet büyükbaş hayvan satın alma konusunda pazarlık yaptıkları ve sonuçta 2.700 TL karşılığında anlaştıkları, sanıkların 1000 TL 'yi peşin verip bu şekilde müşteki nezdinde iyi intiba uyandırarak , geri kalan kısmı için sanık ...'ün, daha önce tamamen sahte olarak oluşturduğu 13/11/2005 keşide tarihli 3.400 TL bedelli ve 24197 seri nolu katılan ... Medya Anonim Şirket'i adına tanzim edilmiş ve ... Gıda Çarşısı İzmir Şubesine ait sahte çeki katılan ...'e vererek, sanıkların birlikte hayvanları da alarak gittikleri, çekin bankaya sorulmasından sonra, tamamen sahte olarak oluşturulduğunun anlaşıldığı, böylece sanıkların resmi belgede sahtecilik ve bankanın aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın yokluğunda verilen 12/11/2009 tarihli kararın sanığa 17/11/2009 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 19/04/2010 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca REDDİNE, oybirliğiyle;
2-Sanık ... hakkında kurulan hükümlerin yapılan temyiz incelemesinde;
a-Nitelikli dolandırıcılık suçuyla ilgili olarak; suça konu çekin, zorunlu unsurlardan olan keşide yerinin bulunmaması nedeniyle, resmi belge olmadığı, bu anlamda yasal olarak bankanın maddi varlığı olarak da kabul edilemeyeceği dikkate alınarak sanığın, TCK'nın 157/1 maddesi kapsamında basit dolandırıcılık suçundan mahkum edilmesi gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre de; 5237 Sayılı TCK'nın 158/1, f, son maddesi gereğince haksız menfaat miktarının 3.400 TL, haksız menfaatin iki katının 6.800 TL olması dikkate alınarak temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde belirlenip sanığın 340 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL den hesap edilmek suretiyle netice olarak 6.800 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, 3.400 TL olarak eksik adli para cezası tayini,
b-Resmi belgede sahtecilik suçuyla ilgili olarak;
Suça konu çek üzerinde inceleme yapılarak belgenin sahte olup aldatma kabiliyetini de haiz bulunduğuna dair Emniyet Kriminal Müdürlüğü'nün 23/05/2007 tarihli raporundaki tespitler karşısında, emanette olduğu anlaşılan belge aslının ayrıca mahkemece yeniden tetkiki ve dosya içinde bulundurulmamasının sonuca etkili olmaması karşısında bu hususa ilişkin tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin, resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için ilgili kambiyo senedinin Türk
Ticaret Kanunu'nda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekli olup 6762 sayılı TTK'nın 692. maddesi gereğince çeklerde bulunması zorunlu olan keşide yerinin bir duraksamaya meydan vermeyecek biçimde açık ve anlaşılır olması gerektiği, aynı yasanın 693. maddesine göre ise keşide yeri gösterilmemiş olan çekin, keşidecinin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde keşide edilmiş sayılacağı hükmü de dikkate alınarak, suça konu çekte keşide yeri ve keşidecinin ad ve soyadı altında da bir yer bulunmadığı anlaşılmakla, unsurları bulunmayan suça konu çekin özel belge niteliğinde bulunduğu gözetilmeden, sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, lehe uygulanması açısından, kararın aynı yasanın 325. maddesi gereğince, hakkındaki karar kesinleşen sanık ...'e sirayetine, nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden oy çokluğuyla, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden oybirliğiyle;
03/06/2013 tarihinde karar verildi.
Karşı oy
Karşı Oy;
Yerel Mahkemece, nitelikli dolandırıcılık suçundan sanık ...’nun TCK.nın 158/1/f, 52/2, 53, 58/6. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 3.400-TL Adli Para Cezasıyla mahkumiyetine karar verilmiştir.
Sanığın temyizi üzerine, Dairemizce suçun sübut bulduğu kabul edilmiş, eylemin TCK.nın 157/1 maddesindeki suç tipine uygun düştüğü halde suçun nitelendirilmesinde hataya düşüldüğü belirtilerek, hüküm bozulmuştur.
Oluş ve sübutta uyuşmazlık bulunmayan olayda; sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, dolandırıcılık eyleminin bankayı aracı kılmak suretiyle gerçekleşip gerçekleşmediği,
dolayısıyla dolandırıcılık suçunun niteliğinin belirlenmesine ilişkindir.
5237 sayılı TCK.nın ‘Dolandırıcılık’ başlıklı 157.maddesinde dolandırıcılık suçunun temel şekli düzenlenmiş, anılan Kanunun 158.maddesinde ise; Dolandırıcılık suçunun nitelikli halleri sayılmış olup, bunlardan biride anılan maddenin 1.fıkrasının (f) bendinde öngörülen, ‘Dolandırıcılık suçunun; ‘… , banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle’ işlenmesidir.
Fıkrada belirtilen, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılmasıyla, anılan kurumlara duyulan ... sarsılmakta, sergilenen hile ile zarar bireysellikten çıkıp kurumsallaşmaktadır. Fiilin kandırıcı niteliği daha fazla olmaktadır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka veya kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Suçun bu nitelikli halinin oluşabilmesi için, bankaya ait mal veya hizmetler ile fonksiyonlarının kullanılması yeterlidir; suçun mağdurunun kim olduğu, nitelikli halin oluşumu bakımından ayırıcı bir önem taşımamaktadır.
Diğer yandan, konunun aydınlığa kavuşturulabilmesi açısından,çekin hukuki niteliği ve yapısının irdelenmesinde de zorunluluk bulunmaktadır. Çek, Türk Ticaret Kanununun 780- 824. maddeleri arasında düzenlenmiş poliçe ve bonodan sonra üçüncü bir ticari senet türü olarak kabul edilmiştir. Çek hukuki niteliği itibariyle, poliçe gibi bir havaledir, ancak bu havalenin çek olarak nitelendirilebilmesi için aynı zamanda bir banka üzerinde çekilmiş olması zorunludur. Bir bankada hesap bulundurmak mücerret çek keşide hakkını vermeyeceğinden ayrıca önceden bu hesap üzerinde çek keşidesi suretiyle tasarruf edilebileceğinin de kararlaştırılmış olması gerekir. Genellikle ‘çek anlaşması’, ‘çek sözleşmesi’ olarak adlandırılan bu akit ile muhatap banka keşideciye, üzerine çektiği çekteki miktarı ödemeyi vaat eder, keşideci ise muhatap bankanın ödediği meblağları kendisine tediyeyi taahhüt eder. Böylece, muhatap banka meşru hamil veya cirantaya kendi mal varlığından ancak keşidecinin şahsında hukuki sonuç doğurmak üzere ödemede bulunma yetkisini elde eder.
Çek kullanımının ticari hayatta bir ... unsuru taşımasının yanında, banka, keşideci, hamil ve cirantaya bir takım hak ve sorumluluklar yüklemesi nedeniyle 5941 sayılı Çek Kanununda ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiş, anılan Kanunun 2.maddesinin 5.fıkrasında ise ‘çek defterleri bankalarca bastırılır.’ hükmü yer almıştır.
Bu yasal düzenleme karşısında, banka tarafından bastırılan çek defterinin bankanın maddi varlığı olduğu konusunda bir kuşku bulunmamaktadır. Çek yaprağının doldurulması sırasında Türk Ticaret Kanundaki unsurlardan birinin eksik olması bu belgeye çek vasfı kazandırmaz ise de; bu belgenin bankanın maddi varlığı olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Çünkü yukarıda da belirtildiği gibi söz konusu belge bankaca bastırılmış bir belgedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.02.2006 gün ve 11-129/13, 28.12.2004 gün ve 6-173228 sayılı kararlarında banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılmasının ne anlama geldiği açıklanmış, bu bağlamda ‘bentte adları geçen kurumlara ait, kimlik, sağlık karnesi, giriş kartı, banka cüzdanı, çek, kredi kartı gibi etkin işlevi bulunan maddi varlıkları kapsadığı’ şeklinde belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde; sanığın banka tarafından bastırılmış olan ve bu nedenle bankanın maddi varlığı olan boş çek yaprağını sahte olarak düzenleyip, aldığı mal karşılığı katılana vermesi nedeniyle, sanığın bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine ilişkin Yerel Mahkemenin kararı isabetli olup, hükmün onanması düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma düşüncesine katılmıyorum.03/06/2013
Full & Egal Universal Law Academy